Üniversite’de Son Durak : Bitirme Tezi- IV

Herkese merhaba,

Bitmeye yakın bu serüvenin büyük bir parçasını oluşturan bitirme tezi yazı serimin 4. yazısıyla sizlerleyim. Keyifli okumalar dilerim.

En son, konuları belirlemiş ve iş bölümümüzü yapmıştık. Çalkantılar aslında buradan sonra başladı diyebilirim. Çünkü hepimizin çalışma stili, çabası, araştırdığı kaynaklar çok farklıydı. Birimiz hem İngilizce hem Türkçe kaynaklar araştırırken, diğerimiz sadece Türkçe kaynaklar üzerinden çalışıyordu. Ya da diğer arkadaşımız çok daha az kaynak sunarak, birkaç slayt üzerinden çalışmasını ilerletmeye çalışıyordu. Sonuç olarak farklı bölümleri araştırıyor olsak da, ortaya ortak ve özgün bir çalışma koymamız gerekiyordu.

Ya da şöyle bir durum vardı, tezimizi yazarken bulduğumuz kaynakları aynen almamız uygun değildi. Yorumlama ve sentez yaparak kendimize ait cümlelerimizi kullanmamız gerekir. Bunu birimiz kolaylıkla yapabilirken, diğerimiz bu konuda oldukça geri kalıyordu. Fakat böyle de homojen bir dağılım olmuyordu. Birbirinin devamı olacak konular, aslında birbirini tamamlamıyordu. Özellikle taşıma sistemlerini araştıran arkadaşımıza bu konularda ciddi yardım gerekiyordu. Bunları her cuma yaptığımız toplantılarda gözlemlediğimi söyleyebilirim.

Amaç kitabını okuyanlar burda mı? Üretimin zayıf halkaya göre çalıştığını, Herbie örneği ile açıklıyor Goldratt. Bizim tezimizde de tam olarak bu oldu. Çalışmalar hızlandıkça ve süre daraldıkça ortaya konulan çalışma süreleri ve sonuçlar ne yazık ki eşit olmadı. İş bölümümüz vardı ancak, bitmeyen bir kısım  projenin de tamamlanmasına engel oldu.

Böyle bir durum elbette sınavların geldiği ve projenin teslime yakın vaktinde fazlasıyla can sıkıcı olabiliyor. Ancak sorun her yerde var, yapabileceğimiz tek şey mantıklı ve gerçekçi çözümler sunabilmek.

Bu arkadaşımız bizim çalışma potansiyelimizi düşürürken biz de onun kapasitesini zorluyorduk, buna danışmanımızın onaylayıcı yorumu da eklenince ilk dönem teorik çalışmamızı birlikte tamamladık, ancak ikinci dönem başlayacak olan uygulama da ayrı çalışmaya karar verdik.

Bu aşamaya gelmeden neler yapabilirdik ? Oluşturacağımız ekipteki arkadaşlarımızın geçmiş projelerindeki durumunu öğrenebilir, buna göre başlangıçta bir yol çizebilirdik. Veya durumu ilk haftalarda farkettiğimiz an, onu çalışmaya teşvik etmek yerine (ki bu kimisinde işe yarayabilir, siz hemen vazgeçmeyin 😊) çalışmaları ayrı sürdürme kararı alabilirdik. Hayat deterministik değil maalesef, o anki sürecimizin akışına göre en mantıklı kararı vermek durumundayız. Eğer sizin de sürecinizde ben yanınızda olursam, bu kısımlarda görüşürüz, merak etmeyin.

Şunun farkında olmak gerek, ne yaparsak kendimiz için yaptığımızı bilmeliyiz. Sorumluluk almaktan, taşın altına elimizi koymaktan kaçınmamalıyız. Projeler bizim eğitim-öğretim sürecimizdeki en büyük referanslarımızdan olacaktır. Proje teklifi alabilen biri olmak da, elenen isim olmak da inanın bizim elimizde.

Sonuç olarak bireysel çalışmanın kendine göre, grup çalışmanın da bu şekilde sıkıntıları olabiliyor. Kendimizi doğru tartmak, projemizin kapasitesine göre bir yol seçmek gerekir. İletişimin kıymetini bilmeli, ve onu amacımıza bir inanç oluşturmak için doğru kullanmalıyız. Çünkü neyi neden yaptığını bilmeyen bir insan, amacını bilmeyen ve doğal olarak buna inanmayan insan çalışmasında  kişisel veya toplumsal çatışmalar yaşayacaktır. Sorunlar her zaman olacak, onları her zaman gelişimimize katkı sağlayan ufak merdivenler olarak görmeliyiz.  Örneğin, Japonlar hep hata arıyorlar değil mi? Çünkü her an kaizen (çözüm-iyileştirme) uygulamak onların gelişimlerinin sırrı.

Bir dahaki yazımda sizlere uygulama sahamızdan sesleneceğim. Sağlıcakla kalın.