Universe 25 Deneyi

 

Doğumların sürekli artması ve ölümlerin de doğum sayısına göre az kalması nedeniyle dünya nüfusu her geçen gün yükselmeye devam etmektedir. Bu bize ne gibi sonuçlar verebilir ? Nüfus artışı devam ederse nelerle karşılaşabiliriz ? Bu soruların cevabını bir deneyle açıklayabiliriz. İşte o deney Universe 25 Deneyi.

Universe 25 Deneyi

II.Dünya Savaşı’ndan sonra hızla artışa geçen dünya nüfusunun ileride oluşturabileceği sonuçlar merak ediliyordu. Hayvanlar üzerinde deneyler yapan John Calhoun da bu konuyu merak eden kişiler arasındaydı. Fakat o sadece merak etmekle kalmadı bunu daha somut biçimde görebilmek için Universe 25 (25.Evren) ismini verdiği deneyi geçekleştirdi.

Calhoun, 25.Evren Deneyinde oldukça muazzam bir ortam oluşturmuştur. Yaklaşık 2,5 metrekare bir alana 90 cm’lik duvar yüksekliği olan kapalı bir düzenek yapmıştır. Her duvarda duvara yapışık 16 adet tünel bulunuyordu. Her tünel de 4 tane oda vardı. Yani bir duvarda 64 tane oda, toplam da ise 4 duvarda 256 tane oda bulunuyordu. 

Bu kurulan ortamda yaşamı sürdürmek için her türlü ihtiyaç mevcut. Su ve yemek sürekli var, bitmesine izin verilmiyor. Sıcaklık fareler için uygun. Odalar geniş ve ferah bir biçimde inşa edilmiş. Yani fareler için keyif çatma ortamı oluşturulmuş diyebiliriz.

Uygun ortam sağlandıktan sonra 4 dişi, 4 erkek fare buraya koyulmuş. Farelerin ortama alışması gerekiyor ve bu 104 gün sürüyor. Calhoun, bu alışma dönemini “ilk evre” olarak adlandırıyor. Bu evrede fareler yaşamak istedikleri alanı seçiyorlar ve yuvalarını kuruyorlar. Fareler ortama alıştıktan sonra üremeye başlıyorlar ve nüfus artışı gözlemleniyor. Bu dönem “patlama evresi” olarak adlandırılıyor ve nüfus yaklaşık olarak 60 günde bir 2 katına çıkıyor. 315. güne geldiğimizde 600’ün üzerinde fare olduğu görülüyor. Şimdilik bir sıkıntı yok çünkü bu ortam 4000 fare kapasiteli olarak yapıldı. Her şey güzel gidiyor fakat ilerleyen zamanda odalardaki fare sayısı değişkenlik gösteriyor. Her odanın yemeğe ve suya erişimi aynı olmasına rağmen fare sayısı farklı durumda. Bazıları kapasitesinin üstünde iken bazıları boş kalabiliyor. Zaman içinde anlaşılıyor ki bunun nedeni fareler yemeklerini birlikte yemek istiyorlar. Yani sosyalleşmekten hoşlanıyorlar.

Bu sırada haliyle fareler kalabalıklaştıkça huzursuzluklar çıkmaya başlıyor. Bu dönem “duraklama evresi” olarak adlandırılıyor. Erkekler kendi yuvalarını korumayı bırakıyorlar. Fareler arasındaki bu sosyal bağ zamanla azalıyor ve hırçınlaşmaya başlıyorlar. Daha sonra güçlü olan zayıf olana saldırmaya başlıyor. Hatta dişi fareler kendi yavrularına bile saldırıyor. Az sayıdaki fare kendi odalarına çekilip olaylara karışmıyor. Calhoun bunları “beautiful ones” olarak isimlendiriyor. Bu fareler karmaşadan uzak durup kurulan sisteme göre yaşamaya çalışıyorlar. Yemeklerini yiyip uyuyorlar, çiftleşmiyorlar ve savaşmıyorlar.

Nüfus en yüksek seviyesini gördüğünde toplam fare sayısı 2200 civarı oluyor. Daha sonra nüfus hızlı bir şekilde düşüşe geçiyor ve 610. güne geldiğimizde sayı 100’ün altına düşüyor. Calhoun’un deyişiyle “ölüm evresi” başlıyor. Kalan yüz fare ilk durumdaki koşulda olmasına rağmen kendi içlerindeki yaşam dürtüsünü kaybettikleri için üreme gerçekleşmiyor. Deney ise son dişinin ölmesiyle birlikte sona ermiş oluyor.

Beautiful ones olarak adlandırılan fareler ise kolonide ki çöküş başlayınca Calhoun tarafından alınıp yeni bir sisteme yerleştiriliyor. Farelerin yaşadığı ruhsal bozukluktan kurtulup yeni sistemde yaşamlarını sürdüreceği düşünülürken hiç de öyle olmuyor. Bu fareler birbirleriyle etkileşimden kaçınıyorlar ve çiftleşmiyorlar. Sonunda bu grupta hiçbir doğum olmuyor ve yaşlılıktan birer birer ölüyorlar.

Deney sonuçları geleceğin çok karanlık olacağını gösterse de Calhoun insanların daha akılcı olacağını, yenilikçilik, öz farkındalık ve yaratıcılık sayesinde durumun deneyden farklı olacağına inanıyordu. Calhoun, bu kötü sonuçların iyileşmesi için deneyler yapmaya ve mantıklı çözümler bulmaya devam etmiştir.

Umarım okurken keyif almışsınızdır. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.