Merhabalar bu yazımda Burrhus Frederic Skinner’in davranışçı yaklaşımı ve programlı öğretim modelinden bahsedeceğim. Öncelikle çalışmalarından bahsedeceğimiz Skinner i tanıyalım.

Pennsyvania’da 20 Mart 1904 tarihinde doğmuştur. Yazar olmayı çok istemiştir. Bu isteği üzerine New York taki Hamilton College’ e başlamıştır. Bir süre İngiliz Edebiyatı üzerine de çalışan Skinner Amerikalı bir psikolog olarak tanımlanır. Gerçekleştirdiği çalışmalar ile adından sıkça söz ettirmiştir. Özellikle davranışçı yaklaşımı benimseyerek ortaya koyduğu programlı öğretim modelini inceleyeceğiz.

Davranışçı kurama göre “öğrenme” “bireyin davranışındaki gözlemlenebilir bir değişme” dir. Uyaran-tepki bağı önemlidir. F. B. Skinner  de bu davranışçı (edimsel) yaklaşımı benimsemiştir. Edimsel koşullanma için farelere yaptığı “yoksunluk deneyi”  mevcuttur. Davranışçı öğrenme ekolünün okul eğitiminde etkili olan öğretme yaklaşımlarından biri “Programlı Öğretim” (Programlanmış Öğretim) dir. (Fidan,1996, sf 49). Skinner öğrenme kuramının eğitim sürecine uygulanması için çaba harcamıştır. Programlı öğretimi tanımlayacak olursak; 

Programlı Öğretim, konuları küçük parçalara ayıran, küçük adımlarla ilerleyen, mantıksal bir ardışlık barındıran ve bu sağlayan bir sistemdir (Bigge, Shermis, 199,s.113). Bu yöntem günümüzde özellikle bilgisayar destekli öğretim ortamında farklı özellikleriyle uygulanmaktadır. Skinner’in pekiştirme ilkeleri esas alınarak ortaya atılmış bir öğretim tekniğidir. Skinner bu tekniği, ülkeleri etkileyen öğrenci sayısının artışı ve öğretmen eksikliği sorunlarının çözümü olarak sunmuştur.  Programlı öğretim öğrencilerin öğrenme sürecine etkin katılmasını, bireysel öğrenme hızında ilerleme kaydetmesini ve öğrenme sonucunun kontrol edilmesini sağlayan bir öğretim tekniğidir.

PROGRAMLI ÖĞRETİMİN TEMELİNİ OLUŞTURAN SKİNNER’İN PEKİŞTİRME İLKELERİ

1)Davranışsal Amaçların Belirlenmesi: Programlı öğretime ilişkin öğretim materyali geliştirirken ilk basamak programı başarıyla tamamlayan bir öğrenciden beklenilen davranışların farklı yorumlamaya yol açmayacak biçimde gözlenebilir davranışlar olarak belirlenmesidir.

2)  Küçük Adımlar İlkesi: İlerlemenin dikkatli bir biçimde dereceli olması ve olanaklar ölçüsünde en çok sayıda pekiştirmenin verilmiş olması için konunun bilgi üniteleri halinde parçalara ayrılmasıdır.

3) Etkin Katılım İlkesi: Her bilgi ünitesi bir ilerleme aşaması oluşturmaktadır. Bu aşamada bir alıştırma ya da bir soru bulunmaktadır. Böylece bir soru bir işlemi başlatmakta yani öğrenme olayını sağlamaktadır, öğrenme işi öğrencinin kendisi tarafından yapılmaktadır. Böylece öğrencinin etkin katılımı sağlanmaktadır.

4) Anında Düzeltme İlkesi: Başarı ve doyuma sahip olunabilmesi için öğrenenin kendi eylemlerinin doğru olduğunu bilmesi gerekir. Bunun için öğrenci kendi yanıtını bir sonraki adıma geçmeden önce verilmesi gereken doğru yanıtla karşılaştırabilmek zorundadır.

5) Öğrenmenin İlerlemesi İlkesi: Öğrenme sırasındaki eylem giderek öğretilmek istenen konu üzerine yoğunlaşacaktır. Öğrenmede ilerleme aşamalı ve mantıksaldır. Bu koşuldadır ki, öğrenme hızlandırılabilir.

6) Bireysel Hız İlkesi: Öğrenci zamanı kendine uygun olarak ayarlamaktadır. Başarısızlık ya da sınıfta kalma söz konusu değildir. Böylece sınıf ortamında öğrenciler arasında düzey farklılığının yarattığı olumsuzluklar da ortadan kaldırılmak istenmektedir. Öğretimin bireyselleştirilmesi bu ilke sayesinde olanaklı olmaktadır.

7) İpucu Verme:  Programlı öğretimde öğrencinin mümkün olduğunca doğru davranış içinde olması beklenir. Bunu sağlamak amacıyla öğrencinin daha önce kazandığı davranışlara dayalı ipucu verme teknikleri kullanılır.

8) Performansın Değerlendirilmesi: Programın öğrencinin ihtiyacına uygunluğu çoğunlukla ön test ile öğrenme düzeyini ortaya çıkarma ise son test ile belirlenmeye çalışılır.

 

Programlı Öğretimin Avantajları

Zaman bakımından ekonomiktir.

Bireysel farklılıklar dikkate alınır (öğretimi bireyselleştirir).

Her öğrenci kendi hızında ilerler.

Öğrencinin aktif katılımını sağlar.

Anında dönüt-düzeltme verir.

Anlaşılmayan konuların tekrarına imkân verir.

Öğretmenlerin mesleki gelişimlerine zaman kazandırır.

Okul içinde ve dışında her yerde uygulanabilir.

Öğrenmeyi öğrenci için ilgi çekici hale getirir, kolaylaştırır.

Programlı Öğretimin Sınırlılıkları

Her ders ve konuya uygulanamaz.

Sentezi zorlaştırabilir.

Sosyalleşmeyi engeller.

Kullanılan araçların maliyeti yüksektir.

Bireysel farklılıkları belirginleştirir.

Skinner, öğretme makinelerinde doğrusal programları tercih etmekle birlikte, bilgisayarların gelişimiyle dallı programlar yaygınlaşmıştır. Dallı programlarda öğrenciye öğrenmesi için birçok alternatif yönerge verilmekte öğrenci bunlardan kendisine en uygun olanını seçmektedir. Beyin fonksiyonlarına göre sınıflandırmayı yazımızdan okuyabilirsiniz. Ayrıca düzeltme çalışmaları için de çeşitli öneriler bulunmaktadır. Bu nedenle bilgisayar destekli öğretim orijinal öğretme makinelerini ya da bireysel çalışma kitaplarının yerini almıştır. Skinner’e göre eğitimin amacı bilgiyi en yüksek düzeye çıkarmak olmalıdır. Bu da edimsel koşullanmayla, davranış çeşitlerini zenginleştirerek sağlanabilir. Öğrencinin bir şey bildiğini söyleyebilmek için, belirli davranışlarının gözlenebilmesi gerekir (Senemoğlu,1997,sf 168).

Paradigma Değişimi ve Plasebo Etkisi yazılarımızı da okuyabilirsiniz 🙂

Kaynakça:

 https://tr.wikipedia.org/wiki/Burrhus_Frederic_Skinner

http://kpss2016.com/skinnerin-programli-ogretim-modeli-ogretim-yontem-ve-teknikleri-notlari/

http://www.slideshare.net/senembusrayildiz/skinner-edimsel-koullanma