Hayata karşı hep bir merak içindeyizdir. Kimi zaman insan anatomisini kimi zaman da hızla gelişen teknolojiyi, yapay zekaları, 3d yazıcıları merak ederiz. Merak merak merak. Bu döngü böyle hep devam eder. İşte bu merak dediğimiz kavram sayesinde içimizdeki sorgulayıcı güç ortaya çıkar ve neyin nasıl olduğunu öğrenme isteğimiz oluşur. Peki çevremizde her an değişen olaylar ve durumlar karşısında öğrenme dediğimiz olguyu nasıl geliştirebiliriz? Nasıl daha iyi öğrenebiliriz? İşte bu yazımda Barış Özcan’ ın “ Daha iyi öğrenmek için Sodti Tekniği” yönteminden bahsedeceğim.

Keyifli okumalar.

Hepinizin de tahmin ettiği gibi SODTİ kelimesi bazı kelimelerin baş harflerinin birleşiminden oluşmaktadır. “ Sev, Oku, Dene, Tekrarla ve İzle” .

Sev

Her şeyin başı sevmek. Doğayı, hayvanları, insanları tüm evreni. Sevmediğimiz hiçbir şey ilgimizi çekmez hatta umurumuzda bile olmaz. Seviyorsak çalışırız ve çabalarız. Bazen okuldaki bir dersimizi çok severiz o kadar ilgimizi çeker ve o kadar araştırırız ki artık o bizim için ders değil çalışırken zevk aldığımız hobilerimizden biri olur.

Sevgi insana öyle şeyler yaptırırır ki bazen şaşar kalırız. Bu konuda okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir kadının aşırı derece de hayvan sevgisi sevgisi var ve çivava cinsli bir köpeğe sahip. O kadar seviyor ki 7- 24 onunla beraber. Birlikte alışverişe gidiyorlar, yemek yiyorlar ve geziyorlar. Kadın köpeğini o kadar sahipleniyor ki artık hayatının vazgeçilmezleri arasına giriyor. Sonra merak ediyor ve köpeğinin cinsini araştırıyor ve onun hakkında öyle güzel ve değişik bilgiler ediniyor ki ona sorduklarında “ artık köpeğimle aramızda daha farklı bir iletişim kuruyoruz. Onu o kadar iyi araştırdım ki hakkında her şeyi biliyorum ve bu aramızdaki bağın daha da güçlenmesini sağladı” diyor. Evet sevgi bazen bir köpeğin cinsini en ince ayrıntılarına kadar araştırmaya da teşvik edebilir. Tıpkı burada kadının köpeğini çok sevmesi sonucunda o cins köpekler hakkında aşırı derecede araştırma yapıp bir sürü yeni bilgi öğrenmesi gibi.

Oku

Sevmek bazen yetmez. Araştırmak bir daha araştırmak gerekir. Belki günlerce belki haftalarca okumak gerekecek yeni bir şey öğrenmek için. Bu konuda da çok saygı duyduğum ve sevdiğim bir hocamı örnek vermek istiyorum. Kendisi mesleğine aşık ve çok donanımlı diye tabir ettiğimiz hocalardan. Şuan alanında çok başarılı ve her geçen gün yeni projeleriyle başarısına başarı katıyor. Peki bu hocamız sadece mesleğini sevmekle mi başarılı oldu? Tabi ki hayır. Kendisi küçük yaşlardan beri kendi alanında bir çok araştırma yapıp, gecelerce uykusuz kalan, aklındakilerini ve merak ettiklerinin cevabını bulana kadar uyuyamayan biri. Bir sürü makale çeviren, sadece Türkçe kaynaklarla yetinmeyen, sürekli ama sürekli okuyan bir şahsiyet. İşte insanın içinde öğrenme aşkı olunca neler neler oluyor.

Dene

Bir şey yapmaya başlarız olmaz bir daha yaparız olmaz. Olmuyorsa hemen pes mi etmek gerekir? Bir daha denemeye değmez mi? Değer ve genellikle görürüz ki gerçekten denemeye değermiş. Stajdayken fabrikadaki bir problemi çözmemiz gerekiyordu. Bunun için de makro vba’ da kod yazmamız gerekiyordu. Düşünüyoruz düşünüyoruz ama bir türlü doğru kodu yazamıyorduk. Bir yanlış iki yanlış derken yanlışlar serisi birbirini takip ediyordu ama biz denemekten vazgeçmiyorduk. Çünkü her denemeden de yeni bir şey öğreniyorduk ve yaptığımız her yanlışa üzülmek yerine seviniyorduk. En büyük sevincimizi de doğru kodları yazıp problemi çözdüğümüzde yaşadık.. Ve önemlisi de denemekten vazgeçmememiz gerektiğini öğrendik. Çünkü her şeyi denerken öğreniyoruz.

Tekrarla

Hani kod yazarken bazen for döngülerini kullanırız ya o döngüler hep birbirini tekrarlar. Belki de hayatta yapmamız gereken kendimize “for” la başlayan bir kod yazmak. Peki bu döngüde neler yer alacak. Sev, oku, dene… Sev, oku, dene… Sanki bu üçlü güzel bir döngü oldu. Her şeyi hep sev, bolca oku, bol bol dene.

İzle

Şimdi düşünme ve oturup kendimizi izleme vakti. Öğrenmek için şuana kadar çok çaba harcadık. Peki işe yaradı mı? Nasıl sonuçlarla karşılaştık? Doğru yolda mıyız?

Bir ygs öğrencisi düşünelim. Derslerini seviyor ve istekli bir şekilde çalışıyor. Bol bol araştırma yapıp okuyor. Bir çok deneme sınavına girip çıkıyor. Konularını düzenli bir şekilde tekrar ediyor. O da ne ? Tüm bunlara rağmen bu öğrenci başarısız oluyor. Çünkü her şeyi yanlış bir amaç uğruna yanlış bir yerde yapıyorsa bir işe yaramaz. O halde oturup kendini izleme ve yanlışını bulup değiştirme zamanı.

SODTİ tekniği ne de güzel anlatıyor ne yapmamız gerektiğini. O halde hayatımızda her zaman bu tekniği kullanarak; severek, okuyarak, deneyerek, tekrarlayarak ve sonunda yaptıklarımızı izleyerek büyük başarılara imza atmak dileğiyle.

(SODTİ tekniğini, şimdi bir de bu tekniğin fikir babası Barış Özcan’ın eşsiz anlatımıyla dinleyelim.

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Goncagül Demirci

Samsun OMÜ Endüstri Mühendisliği