Daron Yöndem’le gerçekleştirdiğim röportajın ikinci bölümü sizlerle.

Birinci bölümü okumadıysanız Röportaj 2 Daron Yöndem 1  linkinden ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar.

Murat Bilginer : Yazılım geliştirirken motivasyonunuzu sağlamak için yaptığınız şeyler nelerdir?

Daron Yöndem : Yazılım geliştirirken beni motive eden ilk şey tabi ki alacağım para 🙂 Birilerinin geliştirdiğim yazılımı kullanacak olduğunu bilmek çok güzel bir duygu. Bazen kullanıcı ben bile olabilirim. Kendim için de çok şey yazmışımdır. Kendi blogumu kendim yazdım örneğin. Genelde bunların dışında bir motivasyonu ihtiyacım olmadı.

Murat Bilginer : Microsoft ile tanışma serüveninizi anlatabilir misiniz?

Daron Yöndem : Bu çok uzun bir hikaye olabilir. İlk tanışmam tabi ki QBasic ve GWBasic zamanlarında. Dediğim gibi benim Orta iki dönemlerine denk geliyor. Microsoft Türkiye ile çalışmaya başlamam ise ASP.NET AJAX kitabımın yayınlanmasından sonra oldu. Microsoft Amerika diyebileceğim Redmond ofisi ile ise daha önce çalışmaya başlamıştım. O da ASP.NET sitesinde yayınlanan makalelerim sonrasında oldu.

Murat Bilginer : Microsoftta çalıştığınıza dair yanlış algılar var sanırım bunu neye bağlıyorsunuz?

Daron Yöndem : Microsoft’un bana verdiği iki unvan var. Birincisi “Most Valuable Professional” ünvanı. Bu ünvana şu anda Azure alanında sahibim. Senelik olarak verilen bir ödül unvan bu. Bu sene benim dokuzuncu senem oldu Microsoft MVP programında. Fakat sanırım kafaları karıştıran esas konu “Microsoft Regional Director” ünvanı. Bu da yine Microsoft’un bana verdiği bir unvan. Bu programda da sekiz senemi doldurdum. Bu her iki program da Microsoft çalışanı olmayan kişileri kapsıyor. Hatta Microsoft çalışanı olursanız bu ünvanlarınız alınıyor.

Özetle Microsoft Regional Director olmama rağmen Microsoft’ta çalışmıyorum, daha doğru şekilde söylemek gerekirse Microsoft ile çalışıyorum. Bu programların çok detayına girmeyeyim isterseniz çünkü çok uzun sürebilir. Merak edenleri yine benim Youtube kanalına beklerim. Her iki konuyu da anlatan videolar var. Bu röportajı okuyanları Youtube kanalımı ziyaret etmeden bırakmayacağım. Şaka bir yana, bu sorular çok karşılaştığım sorular. Bir anlamda programcı kafası ile cevaplarımı tekrar kullanabilmek adına videolar çekip yüklüyorum. Benim için de büyük kolaylık oluyor 🙂

Murat Bilginer : XOMNI şirketindeki konumunuzdan ve yaptığınız işlerden bahsedebilir misiniz?

Daron Yöndem : XOMNI’de görevin teknik karar verici ve yöneticilik. İnteraktif ajansların üzerinde uygulama geliştirebilecekleri bir bulut altyapımız var. Bu altyapıyı geliştiren yazılım geliştirme ekibi İstanbul’da. Şirketin kendisi bir Amerikan şirketi ve ana ofisimiz Seattle’da. Yazılım geliştirme ekibinin ve daha geniş anlamda aklınıza gelebilecek her tür teknik konunun, kararın sorumlusu kararı ben almamış olsam da 🙂 günün sonunda ben oluyorum.

Murat Bilginer : Big Data ve Data Analysis’in bugünü ve yarını hakkında neler düşünüyorsunuz?

Daron Yöndem : Bu her iki konuda da yine Machine Learning ve yapay zekaya bağlı. Big Data Machine Learning için sadece bir araç. Data Analysis ise doğru ML yapıları ile otomatize edilecek diye tahmin ediyorum. Yine kendimi tekrar edeceğim ama bunların “yarının” konuları değil. Bugünün konuları 🙂

Murat Bilginer : Microsoftun 26 Milyar Dolar vererek Linked In’i almasını nasıl değerlendirdiniz?

Daron Yöndem : Umarım kapatırlar. Şaka şaka… Büyük firmaların startupları satın alıp kapatmasına ithafen yaptığım bir şaka bu. LinkedIn şahsen pek sevdiğim bir site değil. Benim durumuma özel olabilir ama noise oranı çok yüksek olduğu için istediğim çıktıyı alamıyorum LinkedIn’den. Belki Microsoft’un satın alması ile ML yatırımlarını arttırırlar. O zaman durum toparlanabilir. Microsoft’un satın almasına gelince, Microsoft almasa SalesForce alacaktı. SalesForce alsa Azure için iyi olmayacaktı. Stratejik ve doğru bir hareket yaptı Microsoft.

Murat Bilginer : Üniversiteli arkadaşlarımız arasında sertifikalar tek amaç haline gelmek üzere neredeyse. Sertifika programlarına ve tek amacın sertifikasyon olması durumuna bakış açınız nedir? İşe alımlarda çok etkili midir sertifikalar?

Daron Yöndem : CV’de yapılmış, hayata geçmiş projeler sertifikalardan 100 kat daha değerlidir. Eğer CV’de hiçbir şey yoksa sertifikalar yer doldurabilir. En azından bir ilgi, alaka göstergesidir. Ama dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Birincisi aldığınız sertifikanın arkasını doldurabilmeniz gerekiyor. Sertifika sınav sorularının ortalıklarda dolaştığını herkes biliyor. Bu bir sır değil. Arkasını dolduramazsınız yarattığınız algı çok daha kötü olabilir. İkinci önemli nokta ise alakasız sertifikaları yan yana koymayın. Aksi halde her konuya saldıran, maymun iştahlı biri olduğunuz gibi bir algı da yaratabilirsiniz. Tabi tüm bunlar başvurduğunuz şirketin boyutuna göre değişecektir. Ben de zamanında çok sertifika aldım, kullandım, işime de yaradı. Ama örneğin gidip bir gün bile Network Admin sertifikası falan almaya kalkmadım sırf sertifika olsun diye.

Murat Bilginer : Genelde, yazılıma yeni başlamaya karar veren arkadaşlardan gelen sorular nasıl başlamalıyım nasıl ilerlemeliyim şeklinde oluyor. Siz neler tavsiye edersiniz? Yazılımı direk bir kitap açıp okuyarak geliştirme ihtimali nedir?

Daron Yöndem : Olabilir tabi. Ben öyle başladım. Bir kitap okudum. Hiçbir şey yapamadım. İlk zamanlarda zaten bilgisayarım da yoktu. Kâğıda yazıyordum kodları. Sonra sinirlenip daha büyük bir kitap aldım. Önemli olan bir şeyler yaratıyor olmak. Eğer kitap bu şekilde tasarlanmışsa, yani yol boyunca bir şeyler yaratıyorsanız zevkli olacaktır. Ama bir de salt eğitim, referans kitapları var. Onları yeni başlayanlara tavsiye etmem. O tarz kitapları okumazsınız, tararsınız. Gözle gezer, işinize yarayacak noktaları yakalar, okur ve geçersiniz. Örneğin benim AJAX kitabım öyle bir kitaptı.

Benim her zaman tavsiyem çözecek bir problem bulun şeklinde oluyor. Bir problem bulun, çözmek için ihtiyacınız olan araçları belirleyin. O araçları sadece elinizdeki problemi çözmeye yetecek kadar öğrenin. Sırf “ben biliyorum” demek için öğrenmek çok yanlış olur. Birincisi, sizin bir şey bilmeniz siz dâhil kimsenin işine yaramaz. Bir şey yapabiliyor veya yapmış olmanız gerekir. İşlevsel bir çıktısı olmayan bilginin değeri yok. Tabi şöyle de düşünebilirsiniz, öğreneyim de bir gün işime yarar. Doğrudur. Ama bizim sektörde öğrenecek o kadar çok şey var, ve o kadar hızlı değişiyor ki. Emin olun öğreneyim de bir gün işime yarar şeklinde balık tutmaya değmez.

Murat Bilginer : Artık sadece Bilgisayar Mühendisi olmak bir anlam ifade etmiyor ya da herhangi bir iş kolu. İş hayatlarımız her geçen gün, büyük bir bölümün daha mikro alanlarında oluşturacağımız uzmanlıklar tarafına yönelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu geleceğin iş dünyası ve bu platformlarda çalışması muhtemel kişiler için avantajları ve dezavantajlarını neler olarak görüyorsunuz?

Daron Yöndem : Zamanınızın 80%’ini toplam bildiğiniz konuların 20%’sine ayırıp dikey uzmanlık yaratırken geri kalan 20%’lik zaman dilimini ise geri kalan 80%’deki farklı konular ayırmalısınız. Dikey uzmanlık ile yatay uzmanlığın dengesini yakalamak çok önemli.

Murat Bilginer : Yerli İşletim sistemimiz olarak Lanse edilen Pardus’a bakış açınız nedir?

Daron Yöndem : Pardus’u geçin Pisi var artık. En son gördüğümde Pardus milliyetçilik duygularının arkasına geçmenin yanı sıra dini duygulara da el atmıştı. Bir işletim sistemini kullanmaları için insanları milli ve dini duygularla motive etmeye çalışmak bana ilginç ve bir o kadar da ayrımcı geliyor. Özgür Yazılım meraklılarının Pardus yerine Pisi’ye bakmasını tavsiye ederim.

Murat Bilginer : Bilginin çok kolay ulaşıldığı çağımızda çoğumuzun isteklerinden biri de özellikle bloggerların sanırsam kitap yazmak. Kolay bir süreç midir? Yazmış olduğunuz kitaplarınızın serüvenlerinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Daron Yöndem : Hiç kolay değil. 2011’den beridir kitap yazamayan biri var karşınızda. Eğer gerçekten güzel bir kitap yazmak istiyorsanız çok ciddi zaman ayırmanız gerekiyor. İkinci kabullenmeniz gereken şey ise ayırdığınız zamanı aslında ticari anlamda en kötü şekilde kullanmış olacağını kabullenmek. X bir konuda uzman kişi eğer gerçekten konusunda uzmansa birim zamanını kitap yazmaya ayırması en düşük maddi geliri olan işi seçmiş olması anlamına geliyor 🙂 Bu da kitap yazmayı yazarın karşısına uzun bir maraton olarak çıkarmanın yanı sıra maddi bir fedakârlık olarak da yansıtıyor. Her iki topa girmek gerçekten zor. Problemin özü Türkiye’de teknik kitap satışlarının çok düşük olması ve yazar para kazandırmaması. Düşünseniz teknik kitap yazıyorsunuz 40TL’ye satılıyor. Kabaca en yüksek telif oranı ile alacağınız para 4000TL. 40TL’ye satacağınız kitabı, adam gibi yazacaksanız tam zamanlı yazsanız bile iki aydan kısa sürede yazamazsınız. Peki satışlardan 6 ay sonra alacağınızdan bahsetmediğim aylık 2000TL’ye denk gelen bu geliri mantıklı bulabilecek “teknoloji uzmanı” olur mu? İşte bu nedenle uzman adam için kitap yazmak hem manevi hem maddi fedakarlık gerektiriyor. Tabi bir de madalyonun diğer yüzünde 2000TL aylık geliri elde etmek için kitap yazanlar vardır büyük ihtimalle. İşte onlar da zaten yazdıkları konunun uzmanı olsalar 2000TL’ye kalmazlardı. Türkiye’de kaliteli kitap olmaması problemi özünde bu. Çok büyük fedakarlık gerektiriyor. Bu fedakarlığa giren yazarlara çok büyük saygım var.

Murat Bilginer : YouTube kanalınızı aktif olarak kullanmaya çalışıyorsunuz. Pek çok faydalı yayınınız var. Sizi hem blogunuzda hemde Youtube da sürekli paylaşımlarda bulunmaya iten dürtü nedir? Ülkemizdeki bilgi paylaşma kültürünü yeterli buluyor musunuz?

Daron Yöndem : Gelen soruların tekrar ediyor olması 🙂 Tek dürtü bu. Aynı soruları cevaplamak yerine video çekip linkini veriyorum. Böylece soru tekrar geldiğinde link hazır 🙂 Türkiye’de bilgi paylaşım kültürü bağış kültürü ile eşdeğer ilerliyor. Gönül işi bu işler. Bundan birkaç yıl önce bir yazılım portalı yöneticisi arkadaşımla konuşurken “Acaba makale işinize yaradıysa bir TL bağışta bulunun” diye Paypal düğmesi koysak bağış gelir mi dedi bana. Ben ülkemi tanıyorum. Tek kuruş gelmez dedim. Düğmeyi portala koydu ve tahmin ettiğim gibi tek kuruş gelmedi. Burada mesele gönüllü yazıların yazıldığı bir portaldan para kazanma meselesi değil. Nitekim arkadaşım hala gönüllü yazılar yazıyor ve düğmeyi de kaldırdı. Mesele, o portalda ki yazılar kimsenin işine yaramadı mı? Yoksa kimse 1 TL verecek kadar bile gönül zenginliği gösteremedi mi? meselesi. Bu konuyu geliri 5000TL olup 10TL’lik yazılımı crackli kullanan adam psikolojisine kadar bağlayabilirim. Bazen düşünüyorum, herhalde markette güvenlik kamerası olmasa oradaki gofreti de çalar bu adam.

Murat Bilginer :  Daron Bey’e tüm sorularıma içtenlikle cevapladığı için teşekkürlerimi sunuyorum.

Daron Bey’in YouTube Kanalı

https://www.youtube.com/channel/UC7oYHShBoL7srrAVGMXWK0A

Bir sonraki röportaj yazımda görüşmek üzere. Selametle.

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Murat Bilginer

Industryolog Akademi Founder – Endüstri Mühendisi
Canias ERP Troia Geliştiricisi & Yazılım Uzmanı
7 Yıldır bildiğini paylaşmak için çabalayan bir blogger.

http://muratbilginer.net/