Öğrenen Organizasyon ve Örgütsel Öğrenme

Bilgi Güçtür

Bilgi güçtür, olarak çıktığımız bu yolda bilgiyi ve öğrenmeyi daima en ön planda tutuyoruz. Sadece kişisel anlamda etkili olmayan bu bilgi, belki de şu anda sıklıkla duyduğumuz işletmelerin diğerlerinden neden daha önde olduğunu bize göstermektedir. Çünkü bilgi aynı zamanda kalitedir. Peki organizasyonlar bu bilgiyi nereden kazanıyor hiç düşündünüz mü ? Tecrübelerinden mi yoksa bilgilerini paylaşarak mı. İşletmeden işletmeye bilgi kazanmaları farklı olabilir ancak bütün ünlü, bir şeyler başarmış  işletmelerin, organizasyonların  tek bir ortak yönü var o da öğrenen organizasyon olmalarıdır. Bu yazımda ise sizlere öğrenen organizasyonun ne olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Öğrenen Organizasyonlar

Günümüz koşullarında işletmelerin rekabet güçlerini arttırmaları ve yaşamlarını sürdürebilmeleri amacıyla geliştirilen yönetim kavramlarından birisi de “öğrenen organizasyonlar” kavramıdır. Bu kavram organizasyon çalışanlarının yeni bilgi yaratmalarını, bunu paylaşmalarını, bu bilgiyi organizasyonun bilgisi haline getirmelerini ve sorunların çözümünde kullanmalarını esas almaktadır. Böylece organizasyonlar yaşamış oldukları tecrübelerden ve yeni bilgi yaratıcı çalışmalardan, “nasıl rekabet edeceğini” ve “sorunlarını nasıl çözebileceğini” öğrenecektir.

işletme ile ilgili görsel sonucu

Bir organizasyonun öğrenmesi demek, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, yeni bilgi yaratmaya imkan verecek ortamı hazırlayan, geliştirilen yeni bilgiyi yeni mal ve hizmet üretiminde kullanan, buradan elde ettiği tüm tecrübeyi bir öğrenme fırsatı sayarak yeniden bilgi yaratmayı teşvik eden bir organizasyondur. Bu anlamda bir bilgi işletme faaliyeti sadece objektif ve kantitatif bilginin işlenmesini kapsamamaktadır. Çalışanların fikirleri, sübjektif yargıları, sezgileri ve diğer açık veya kapalı bir şekilde ifade ettikleri tüm düşüncelerinin test edilmesi ce misyon doğrultusunda kullanılabilir hale getirilmesini de kapsamaktadır.

Öğrenen organizasyonlar kavramını daha iyi açıklayabilmek için, şu iki kavramı birbirinden ayırmak ve özelliklerini kısaca ele almak yararlı olacaktır. Organizasyonlarda öğrenme ve öğrenen organizasyon içinde çeşitli düzeylerde öğrenme olayının gerçekleştiği bir süreç; ikincisini de bu süreç sonucu ortaya çıkan bir yapı olarak ele almak da mümkündür.

Öğrenen organizasyon kavramının ana unsurları, bilgi yaratmak, öğrenmek, çalışanların bu yönde motivasyonu, ulaşılan sonuçları organizasyon bilgisi haline getirmek ve bu bilgiyi sorun çözmede kullanabilmektir. Bu kavram, organizasyonların insan kaynaklarına önem vermelerini, bu kaynakları geliştirmelerini, bu kaynak sayesinde yaşamalarını sağlayacak stratejileri geliştirebileceklerini ileri sürmektedir.

İlgili resim

Organizasyon düzeyinde öğrenme şu şekildedir; grup düzeyinde ulaşılan ortak anlayış ve değerlerin, organizasyonun tamamı için geçerli sistem, yöntem, prosedür, beklenen davranış kalıpları ve her isteyenin kolayca ulaşabileceği ortak veri tabanlarına dönüştürülmesini ifade eder. Gerçekten bir organizasyonda çalışanlar gelir ve gider. Ancak organizasyon yaşamını sürdürür. Burada önemli olan, organizasyonun bu anlamda öğrenmiş olmasıdır.

Organizasyonların öğrenmesi konusundaki bu anlayış daha önceki organizasyon teorilerindeki yaklaşımdan da farklıdır. Daha önceki teoriler, bu olaya bir eğitim, yetiştirme gibi önermeler sunmaktadır. Peki “Öğrenen Organizasyonlar” kavramının temel amacı nedir. Tabi ki de öğrenmedir. Soruyorum o zaman öğrenme sadece formal bir eğitim programlarıyla mı sağlanır. Tabi ki de hayır. Öğrenme kişiyi, sürekli bir arayış içerisine sokmalıdır ve bulduklarını grup üyeleriyle paylaşmalıdır. Ben bir öğrenciyim 2 sene var mühendis olmama. Benim bildiğim ve mezun olan arkadaşlarımızın bildikleri sadece teknik bilgiler.

Teknik bilgileri uygulayabilecekleri ve diğer bilgileri kazanabilecekleri ortam ise çalıştığı firmadır. Firmanın sağladığı grup çalışmaları neticesinde olumlu bir öğrenme gerçekleşirse, kişiselden ziyade bu kar firmaya aittir.  Adam Smith’in bir teoremi vardır. “Bir grubun en yüksek performansı için, üyelerinin her birinin kendi başarıları için ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerekir” ancak bu teoremi John Nash şekilde değiştirmiştir: “üyelerinin her birinin kendi başarıları için ve ayrıca da grubun toplam başarısı için ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerekir”. Bu sözüyle oyun teorisini bulmuştur. Öğrenen örgüt kavramına etkisi ise gruptakiler arkadaşlarını düşünerek çalışırlarsa olumlu bir grup çalışması meydana getirebilirler.

işletme ile ilgili görsel sonucu

Organizasyonların “öğrenen organizasyon” durumuna gelmesi bir gelişme sonucudur. Bir organizasyonun öğrenmesi, esas itibarıyla bir organizasyonun çevresi ve çalışanları ile ilişki kurma ve bu konularda yaklaşım tarzı ile ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında, organizasyonların şu şekilde geliştiği görülmektedir. Öncelikle, bilen organizasyon, anlayan organizasyon, düşünen organizasyon ve son geldiği nokta ise öğrenen organizasyondur.

Son olarak örgütsel öğrenmenin ölçülmesini anlatacağım. Öğrenmenin ölçülmesi konusunda geliştirilen kavramlardan birisi de öğrenme veya tecrübe eğrisi adı verilen kavramdır. Bu kavram, bir organizasyon, bir malı ürettikçe, üretime ilişkin bilgileri ve tecrübesinin artması nedeniyle etkinliğinin artması, bunun sonucu olarak da maliyetlerinin düşmesi fikrine dayanmaktadır.

Ders notlarından derlenip hazırlanmıştır. Her türlü görüş ve önerileriniz için ademirkaya@industryolog.com adresine mail atabilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere esen kalın.

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Ali Demirkaya

Balıkesir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrencisiyim

http://alidemirkaya.net