okumak-yazmak-ve-yasamak-uzerine

“Okumak insana ne kazandırır? Yakın zamanlara kadar böyle bir sorunun sorulması lüzumsuz atfedilebilirdi. Çünkü insanın okumakla kazandığı o kadar açık, o kadar göz önündeydi ki kimsenin aklına böyle bir soru sormak gelmezdi. yakın zamanlara kadar, halk arasında yaygın olan ‘Oku, adam ol!’ deyişinin de gösterdiği gibi adam olmanın yolunun kuşkuya yer bırakmayacak derecede okumaktan geçtiğine inanılırdı. Ve ‘adam olmak’, ‘Vezir olmuşsun ama adam olamamışsın’ serzenişiyle sona eren halk hikayesinde yankılandığı üzere mal, mülk, makam, mevki sahibi olmakla gerçekleşmeyen bir şeydi. 

Bugünde bu soru lüzumsuz addedilebilir, ama farklı bir sebepten ötürü. Artık okumakla kazanılan şey, ‘adam olmak’, kimsenin itibar etmekten geri duramayacağı kadar göz önünde olmaktan kalktığı, dolayısıyla kimsenin umursamazlık edemeyeceği kadar iltifata mahzar olamadığı için. Halk ruhundaki belirleyici, yön verici yerini kaybettiği için. Ama onun o yeri kaybetmesi ona kendi öz değerinden bir şey kaybettirmediği için yine de sorulmalı: Okumak insana ne kazandırır?”

Bu kitaba hazırlanabilecek en güzel sunuşlardan birini hazırladığı, bir paragrafla belki de insanlığın bütün sorunlarının temelini mükemmel biçimde açıkladığı, ayrıca böyle değerli bir eseri dilimize kazandırdığı için sayın Ahmet Aydoğan’a ne kadar teşekkür etsek azdır.

Gerçekten de bütün insanlık son birkaç yüzyıldır büyük bir ivmeyle değişime uğradı. Değerler yozlaşmaya başlamış, gelenekler unutulmuş, zevkler körelmiş, kısacası hayat kalitesi dibe vurmuş durumda. Arabasıyla müziği son ses açıp sokaklarda boş turlar atanlar, kavuşamayan sevgilisi için sokak duvarlarına anlamsız sözler karalayanlar, bir dansözün raks etmesinden keyif alanlar ve daha niceleri.

yozlasan-kulturAhmet Bey’in de dediği gibi insanlar için artık ‘adam olmak’ kelimesinin bir önemi kalmadı. Aslında kalmadı demek biraz yanlış olabilir. Ölçütleri değişti desek daha isabetli olur. Bugün ‘adam’ denince artık sosyal hayattaki konumu ölçüt olmuş durumda. Bir muhtar için hesap verdiği belediye başkanı, yakın çevresinde ki en büyük adamdır. Belediye başkanı için kaymakam, kaymakam için vali, vali için milletvekili… Sıralama uzar gider.

Peki ne olduda nesiller böyle değişti. Neden artık eskisi gibi ‘insan’ yetiştiremez olduk. Neleri eksik ya da yanlış yapmaya başladık?

Tabii ki de en büyük sorun, böyle bir sorunumuz olduğundan haberimiz olmamasıdır. “Ne demek insan yetiştiremiyormuşuz? Aha komşunun oğlu doktor oldu ya.. Bak Nermin teyzenin kızı okudu avukat oldu..”

Hal böyle olunca da ortada çözülecek bir sorun görünmüyor ve düzenimiz bu eksende devam ediyor.

ekran-resmi-2016-11-29-11-17-16
Bu soruna bağımlı olan ikinci sorunumuzsa kavramların ne anlama geldiğini unutmuş olmamız. Eğitim dediğimiz şey okulda öğrendiğimiz matematik, fen, sosyal, dil bilgisi derslerinden ibaret. İnsan yetiştirmek ise çocukların yıllarını harcayıp beş-on bin lira maaş alabilecek düzeye gelmesi. Eğer o kadar kazanamıyorsa kusura bakmayın o çocuktan bir halt olmaz. Öğretmenler okuldaki disiplini sağlayan gardiyanlar. Etiniz kemiğiniz hepsi onlara ait. Öğrencinin sözlükteki anlamı ise ‘Güvenilmez, boş bırakmaya gelmez, sopalanmadıkça adam (doktor,vali falan) olmaz insan zerreciği’.

Gerçektende ‘Eğitim, İnsan Yetiştirmek, Öğretmen, Öğrenci’ bu anlamlara mı geliyor?

Orası sizin bakış açınıza kalmış..

Uzun bir yazı dizisinin ilk kısmını bitirmiş bulunmaktayız. “Okumak, Yazmak ve Yaşamak” kitabı üzerine başlattığımız yazı dizisinin bir sonra ki bölümlerinde de bunlar üzerine duralım derim. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere..

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Mehmet Ali Kurtulmuş

Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendislliği
İlgi alanları; İktisat, Felsefe, Sosyoloji ve Öğrenen Organizasyonlar