Nükleerden Elektiriğe

Bildiğiniz üzere Türkiye ile Rusya antlaşması ile birlikte Akkuyu Nükleer Santralin inşaatına resmen başlanmış olundu. Bu santralin kurulmasından önce bir çok tartışmalar yaşandı. Biz de bu yazımızda Nükleer Santrallerin nasıl elektrik ürettiğini, artılarını, eksilerini hep birlikte irdeleyeceğiz.Öncelikle nükleerden enerji elde etmek istiyorsanız size bu enerjiyi ortaya çıkaracak bir “yakıt” lazım. Dünya’nın her yerinde bu yakıt için uranyum, toryum veya plütonyum tercih edilir. Ama bu elementlerin doğada bulunma yüzdeleri ve işlenme maliyetlerine bakıldığında en çok uranyum elementi tercih edilir. Uranyum doğada cevher olarak topraktan çıkarılır daha sonra özel tesislere gönderilir ve santrifüj işlemleri sonucunda saf hale getirilir. Bir takım işlemlerden sonra küçük diskler halinde “silindir yakıt tüplerinin” içine konulur. Bu yakıt çubukları sizin enerji santrallerinde kullanacağınız asıl enerji birimleri ortaya çıkmış olur.

Nükleer Santrallerden Elektrik Enerjisi Üretilmesi

Nükleer santrallerinin çalışma prensibi olarak termik santrallere benzerler. Reaktörde gerçekleşen tepkimeler sonucu yüksek miktarda enerji açığa çıkar ve birinci ve ikinci devre sularını ısıtır. Bu suyun ısınması ile oluşan buhar tribünleri çalıştırarak elektrik üretir. Kullanılan buhar üçüncü devrede yoğunlaştırılarak su buharı olarak dışarı verilir. Yani aşağıda ki resimde de göreceğiniz şekilde devasa bacalardan çıkan beyaz dumanlar tamamen su buharından oluşmaktadır.

Nükleer Santrallerin Olumlu ve Olumsuz Tarafları

Nükleer santral demek büyük güç ve büyük sorumluluklar demektir. Ama bu konuda bilinen bazı yanlışlar vardır. Nükleer santraller doğru güvenlik protokolleriyle birlikte hiç bir şekilde çevreye ve doğaya kimyasal veya radyoaktif bir kirliliğe sebep olmazlar. Öyle ki sizler bu yazıyı okurken telefon bilgisayar veya herhangi bir elektronik cihazdan aldığınız radyasyon miktarı bir nükleer santralin çevresinde maruz kalacağınız radyasyon miktarları neredeyse aynıdır. Hatta nükleer santralin için bu oran daha da azdır.

Bunun yanı sıra asıl işlevi olan nükleer santrallerden istediğiniz zaman, nükleer santralin kapasitesine göre istediğiniz kadar elektrik enerjisini düzenli bir şekilde üretebilirsiniz. Bu elektrik enerjisini açığa çıkarırken kullandığınız uranyum elementi sonucu radyoaktif element olan plütonyum elementini günümüz teknolojisiyle birlikte tekrar işleyip santral için yakıt olarak kullanacağınız gibi bu elementten nükleer bir silah yapabilirsiniz. Çünkü plütonyum elementi nükleer silahların ana patlayıcı maddesidir ve Amerika, Çin, Rusya gibi ülkeler nükleer santrallerinden elde ettiği plütonyum elementi ile nükleer silah üretmektedir.Burada sizlerin aklına gelen soru benim de aklıma geliyor. Nükleer santrallerle birlikte Türkiye nükleer bir silaha mı sahip olacak? Bu soruya cevabım maalesef hayır olacak. Çünkü Rusya ile anlaşmamıza göre kurulacak nükleer santral tamamıyla Rusların kontrolünde olacak ki biz uranyum elementini Ruslardan satın alacağız. Açığa çıkan plütonyum tamamıyla Ruslara ait olacak. Biz sadece elde edilen elektrik ve atık maddelerin korunmasından sorumlu olacağız.

Büyük güç büyük sorumluluklar dedik. Büyük sorumluluktan kastım aslında siz nükleer santrallerle birlikte küçük bir alanda kontrollü bir şeklide atom bombasını patlatmaya çalışıyorsunuz. Bir şeylerin ters gitme olasılığı her zaman vardır ve unutmayı bir şeyin ters gitme olasılığı varsa o terslik yaşanacaktır. Bu terslik geçtiğimiz yıllarda Fukuşima da, daha öncesinde Çernobil de meydana geldi ve binlerce insanın ölümüne, yaralanmalara sebep olduğunu gördük. Sadece içeriden değil savaş durumunda dış güçlerin ülkenizde ilk hedef alacağı yer sizin nükleer santrallerinizdir. Bu yüzden bu tesislerin çok sıkı bir şekilde korunması gerekmektedir. Olası bir patlamanın sonuçları tam anlamıyla felaket olur.

Nükleer Santraller Ne Kadar Gereklidir?

Peki Türkiye’nin bu tesislere ihtiyacı var mı? Bu sorunun cevabı bana göre hem eve hem hayır. Şöyle yani bizler enerjide büyük ölçüde dışa bağımlıyız. Bu bağlılığı minimum seviyeye indirmek için mutlaka nükleer santralimiz olmalıdır. Çünkü elektriksiz geçireceğimiz bir gün bizler için çok daha büyük felaketlere sebep olabilir. Ama asla nükleer santraller ana enerji kaynağı olarak görülmemelidir. Bizler nükleer santralleri kurarken bir diğer taraftan güneş ve rüzgar enerjisine de yatırım yapmalıyız. Sadece ara süreci nükleer enerji ile geçireceğimiz bir politika izlenmelidir. Bunu en iyi örneği Çindir. Çin Dünya da en fazla nükleer enerjiye sahip olan devletler arasında iken aynı zamanda güneş enerjisine de en çok yatırım yapan ülkedir.

Yaşanan tartışmalar odağında bizde konuyu irdeledik.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere..