Sabah siz daha yatağınızdan çıkmadan hazır olan kahveniz, evin dış kapısını kapattığınız an kapılarını sizin için açan arabanız, siz daha marketteyken evinizde neyin eksik olduğunu haber veren buzdolabınız… Bunlar hayal değil, bunlar “Internet of Things”.

1227649_770x443

1999 yılında Kevin Ashton tarafından ortaya atılan bir fikir nesnelerin interneti. Yine de 1991 yılında Cambridge üniversitesindeki akademisyenlerin kahve makinesinin içine kamera koyarak kahve miktarını kontrole almalarını da es geçmek olmaz. Tam olarak kavramın tanımına gelecek olursak, IoT(nesnelerin interneti) günlük hayatta kullandığımız cihazların internete dâhil olması ve gerektiğinde birbiriyle iletişim kurmasıdır. İnekten, kediden, herhangi bir canlıdan veri alabilmek de mümkün. Hatta 2020 yılında milyarlarca ‘things’in bu şekilde birbirleriyle haberleşmesi öngörülüyor.

iot_retail_1

Ayrıca değinmek istediğim bir nokta daha var ama ondan önce ipv4 ve ipv6 tanımlarını kısaca açıklayayım. Bir cihaz internete bağlandığında ona bir IP(Internet Protocol) adresi atanır. Cihazların birbirini tanıması, iletişim kurması ve veri alışverişleri IP adresleri aracılığıyla olur. Kısacası IP’ye cihazın internet kimliği diyebiliriz. Açılımı “Internet Protocol versiyon 4” olan IPv4, cihazların internete bağlanmasına olanak sağlayan en temel teknolojidir. 32 bitten oluşur ve bu protokol kullanılarak 4 milyardan fazla adres üretilebilmektedir. IPv6(Internet Protocol versiyon 6) ise 128 bit genişliğindedir ve bu da 2^128 adet adres demektir. Gelecekte IP’ye sahip cihazların artışından dolayı IPv4 yetmeyeceği için IPv4’ten IPv6’ya geçilmesi hedefleniyor. Bu sayede IP adresleri rakam olarak uzamış olmakla birlikte daha çok IP adresi de tanımlanabiliyor.

Nesnelerin interneti şu anda bile kullandığımız, hayatımızın içinde olan bir sistem. Otobüslerin durağa verdiği sinyallerle kaç dakikada durakta olacağını bildirmesi, akıllı ev sistemleri buna örnek verilebilir. Nesnelerin internetinin otomotiv, endüstri, ev sistemleri, sağlık, enerji gibi birçok alanda da yerini alması planlanıyor. Bunlara biraz örnek verelim:

  • Park yerine sabitlenmiş alıcıların, otoparka gittiğinizde sizi boş park yerine yönlendirmesi.

 

bosch-active-parking-lot-management-1

  • Buzdolabınızın sütün bittiğini haber verip, arabanızın GPS’sini en yakın markete yönlendirmesi ve sizin bu noktada telefonunuzla ödeme yapabilmeniz.

 

65eb65a5c4259a9873e5b84305a4c74b

 

  • Nem sensörü ile elde ettiği verileri, sonraki günlerin yağış oranlarını veri tabanına kaydeden ve bu verilere göre bahçenizi sulayan sulama sistemi.

 

agriculture-usecase

 

  • Ev sahibi uyanmadan 30 dakika önce banyo veya kullanılacak diğer odaları ısıtmaya başlayan bir ısıtma sistemi.

 

nesnelerin_interneti-788x545

 

  • Vücudunuzla ilgili acil durum anında sizin bir şey yapmanıza gerek kalmadan konumunuzun hastaneye gönderilmesi ve ambulansın gelmesi hayat kurtaran bir IoT sistemine örnek verilebilir.

 

connected-health

IoT’nin hayatımızı kolaylaştıracak bir sistem olduğu görülüyor. Fakat bir noktada “Ne kadar güvenli?” sorusu aklımıza geliyor. Çünkü bu sistemde bütün verilerimiz illaki bir yerde depolanıyor ve kötü amaçlı yazılımcıların bunlara ulaşması mümkün. Maalesef şu aşamada nesnelerin interneti konusunda güvenliği ve gizliliği garanti etme durumu kafalarda soru işareti bırakıyor. Yine de bu alandaki güvenlik konusu için çalışmalar yapılmakta.

s-8387899a9cee9ae0353c4d5629dc04544aa6090c

Teknoloji her geçen gün gelişiyor ve bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bu gidişle bir dönemin çocukken hayallerindeki geleceği süsleyen “Jetgiller” hayal olmaktan çıkacağa benziyor.

 

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Reyhan Göç

Endüstri Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi.

http://www.reyhangoc.com/