Güç nedir hiç düşündünüz mü. Fiziksel anlamda bir işi en hızlı yapabilme anlamına gelir. Ya yapılan iş çok büyüktür ya da yapılan zaman çok küçüktür. Peki fiziksel olmayan anlamında nedir? Otoriterlik mi, liderlik mi, sizin zekanız mı?

Ya da günümüzde nasıl bir gücün etkileri altında kalıyoruz bizim görmediğimiz ama bize etki eden güç nelerdir. Bir gücü nasıl kazanırız. Kazandığımız ya da var olan gücümüzü nasıl kullanılırız ve o güçlerimizi nasıl elde tutarız ? Bu sorularının hepsinin cevabını bulacağınız Jeffrey Pfeffer’ in kalemiyle yazılmış olan bir kitap öneriyorum size “Güç Nedir Nasıl Kazanılır”

Kuruluşlarda yükselen ve başarılı yöneticiler olarak öne çıkanlar, çoğu zaman sanılanın tersine üstün iş ve yönetim becerilerine sahip olanlar, vizyon geliştirebilenler, çok çalışıp örnek performans sergileyenler olmuyor; güç sahibi olanlar, güçlü konuşan ve davrananlar oluyor.  Çünkü o insanlar direkt olarak o noktaya gelmediler güçlerini kazandılar.

Hiçbir insan kusursuz değildir bunu sakın unutmayın. Hatalarınız ya da bazı eksikleriniz olabilir ama bu güçlü olamayacağınız anlamına gelmez. Her şeyden önce istek, azim ve düzenli bir performans ve diğer noktalar konusunda siz de güç sahibi olabilirsiniz. Bu kitapta bunun nasıl mümkün olacağını da göreceksiniz.

Güç sadece yöneticilerde liderlerde değildir sakın unutmayın. Ayrıca kitapta da karşılaşacağınız önemli yerlerden biri de liderlik literatürüdür. Bu başlığı ve altında yazılanları beğendiğim için bu konuyu biraz açmak istiyorum. Liderlik üzerine meşhur yöneticilerin yazdığı çoğu kitabın konferans ve derslerin çoğunun üzerine ikaz işareti koymak gerekir: Bu materyal örgütsel yaşamınız açısından tehlikeli olabilir. Bunun nedeni kariyerlerinin  özenilecek bir modelmiş gibi reklamını yapan liderlerin, tepeye çıkmak için kullandıkları güç oyunlarını çoğunlukla saklamasıdır. Liderlik öğreticileri, içsel bir politikayı izlemek, alçakgönüllü olmak ve kendini geri planda tutmak, zorba veya tacizci davranmamakla ilgili reçetelerle doludur. Aslında bunlar insanların dünyanın ve güçlü olanın nasıl davranmasını dilediğini anlatan reçetelerdir. İnsanlar her zaman sahici, alçakgönüllü, doğru olsalar ve kendi amaçlarının peşinden koşmak yerine başkalarının esenliğine özen gösterselerdi, dünya şüphesiz çok daha iyi, çok daha insancıl bir yer olurdu. Böyle bir dünya yok.

Her şeyin bir bedeli vardır değil mi. Nobel ödüllü iktisatçı Milton Friedman’ın “Bedava öğle yemeği yok” sözünü örnek verebiliriz ve şüphesiz ki bu güç içinde geçerlidir. Güç gerçekten de kolay kazanılabilecek bir şey değildir sakın unutmayın.

Bu dünya adil değildir. İş hayatında bir çok şeylerle karşılaşırız. Bu kitaptaki hikayeleri okuduktan sonra vay be diyeceğiniz çok şeyler olacaktır. İstemediğiniz bir işi yapmak zorunda kalabilirsiniz ya da size hakaret eden bir patronla karşılaşabilirsiniz ya da kişisel işlerini size yaptıran patronla da karşılaşabilirsiniz ama bunlar karşısında ya da benzeri şeyler karşısında durmak bunları sabretmek sizleri güçlü yapar.

Gerçekleri söylemek gerekirse birçok kişisel gelişim kitabı okudum ama bu kitap bir kişisel gelişim değil. Çünkü şunları yapın bunları yapın gibi ifadeler kullanılırdı ancak anlatılan o gerçek hikayelerde siz kendiniz neler yapmanız gerektiğini çok iyi anlayacaksınız.

Her türlü görüş ve sorularınız için ademirkaya@industryolog.com adresine mail atabilirsiniz. Bir sonraki kitap analizinde görüşmek dileğiyle esen kalın.

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Ali Demirkaya

Balıkesir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrencisiyim

http://alidemirkaya.net