Organizasyonun amaçlara en iyi biçimde ulaştıracak bir şekilde kurulması diğer bir deyimle etkin olması, yine en ekonomik biçimde kaynakları israf etmeksizin bu amaçları gerçekleştirmesi yani verimli olabilmesi için günümüze kadar bir takım ilkeler oluşturulmuştur. Bu yazımda sizlere bu ilkelerden bahsedeceğim.


Bu ilkelerden hareket etmek suretiyle organizasyonunun yapılması etkin ve verimli bir çalışmayı gerçekleştirmiş olacaktır. Çünkü organizasyon bir amaç değildir. Amaçlara ulaştırmak için kullandığımız ve titiz bir şekilde seçmiş olduğumuz bir araçtır.

İlk ilkemiz amaç birliği ilkesi. Kuruluşu bir bütün olarak düşünerek genel bir takım amaçlara sahip olduğunu ifade edebiliriz. Ancak, organizasyondaki her bölüm veya kısmın açık seçik bir biçimde bazı amaçları vardır. Alt amaçlar adını verdiğimiz bu amaçlar veya hedefler aslında kuruluşun genel amaçlarına hizmet etmek üzere oluşturulmuşlardır. Bu amaçlar genel amaçlara ters düşmediği gibi ona hizmet eden birer nitelik taşımaktadır. O halde kurulacak organizasyon, işgörenlerin, kısım ve bölüm faaliyetlerinin kuruluşun amaçlarını kolaylaştıran nitelikte olmalıdır.

Bir diğer ilkemiz iş bölümü ve uzmanlaşmadır. Organizasyonda her şahıs belirli bazı işler için görevlendirilmelidir. Eğer herkes her türlü işi yaparsa belirli iş ve görevleri yapmak üzere etkin ve verimli biçimde yapacak şekilde uzmanlaşamaz. Böylece, amaçlara ulaşılamadığı gibi, ekonomik iş yapma olanakları da ortadan kalkmış olur. O halde, yönetici olsun işgören olsun iş takımlarındaki her insana bilgi, yetenek ve tecrübelerine uygun olan görev vermeli, diğer kimselerin yapacağı görevlerden ayırmalı ve bu görevleri devamlı şekilde yapmalarını sağlayarak uzmanlaşmalarına zemin hazırlanmalıdır.

Bir diğer ilkemiz kontrol alanıdır. Bir yöneticinin en etkili ve verimli bir şekilde yönetip kontrol edeceği birim veya insanların sayısı sınırlıdır. Çünkü her yöneticinin uzmanlık alanı, enerji ve zamanı belirlidir. Herkes her şeyi bilmediği gibi, yönetmek ve kontrol etmek için belirli ölçüde enerji ve zamana sahiptir.

Bir diğer ilkemiz sorumluluk ilkesidir. Astlar yaptıkları bütün faaliyetlerden dolayı üstlerine karşı kesinlikle sorumludurlar. Üstler de astlarının başarılarından veya başarısızlıklarından sorumludurlar. Bu sorumluluklardan kurtulamazlar.

Bir diğer ilkemiz hiyerarşik yapıdır. Organizasyonda görev, yetki ve sorumluluklar yukarıdan aşağı doğru açık, kesin ve zincirleme bir şekilde derece derece inmektedir. Ast üstünün kim olduğunu ve kendi yöneticisinin uyguladığı kural ve politikaların ne olduğunu öğrenmelidir. Böylece organizasyonun en alt kademesi ile en üst kademesi arasında tam bir uyumluluk ve dikey koordinasyon da sağlanmış olacaktır. Yetki bir merkezde toplanmakta buradan derece derece yönetim felsefesine uygun olarak dağıtılmaktadır. Böylece, organizasyon birbirine bağlı kademelerden oluşan aşağı kademelere inildikçe yetki ve sorumlulukların azaldığı, yukarılara çıkıldıkça arttığı bir hiyerarşik yapı görünümündedir.

Bir diğer ilke emir kumanda birliği ilkesidir. Klasik organizasyonlarda her ast bir üstten emir almak zorundadır. Diğer bir deyimle, hiçbir örgüt üyesi birden fazla emire bağlanamaz ve birden fazlasına sorumlu olamaz.

Bir diğer ilke yetki ve sorumluluk denkliği ilkesi. Bir kimse kaynakları kullanma ve serbestçe anlaşmalara girme konusunda ne dereceye kadar yetkili kılınmışsa o ölçüde sorumluluğa sahiptir. Bir yönetici kendisine tanınan yetkinin bir kısmını astlarına devretmiş olsa da sorumluluktan kurtulamaz. Astı devraldığı yetkiyi iyi veya kötü kullanmaktan sorumlu olduğu gibi zincirleme  olarak üst de sorumlu olmaktadır. Şu halde, bütün üstler astlarına tanıdıkları yetki ve onların yaptıkları faaliyetlerden de sorumludurlar.

Bir diğer ilkemiz yetki devri ilkesidir. Astların kendilerinden beklenen faaliyetleri gerçekleştirebilmeleri için üstler yetkilerinin bir kısmını onlara tanımalıdır. Bu yetkiler icra etme veya harekete geçme ile ilgili olduğu kadar araştırma yapma, karar verme, plan ve program yapma ile ilgili de olabilir.

İşgören seçiminde tuğla teorisi vardır belki duymuşsunuzdur. Bir hikaye tarzında bunu bunu anlatmak istiyorum.

Bir camı açık odaya 100 kadar tuğla bırakın. Daha sonra odaya 2 veya 3 aday gönderin ve kapıyı kapatın. Onları kendi hallerinde bırakın ve 6 saat sonra odaya girerek durumu analiz edin.

Eğer tuğlaları sayıyorlarsa, muhasebe bölümüne yerleştirin

tuğlaları tekrardan sayıyorsa, denetçiler bölümüne yerleştirin

odanın her yanına tuğla saçmışlarsa mühendisliğe yerleştirin

tuğlaları birbirlerine atıyorlarsa operasyon bölümüne

uyuyorlarsa güvenlik bölümüne

boş boş oturuyorlarsa insan kaynaklarına

odada değillerse pazarlama bölümüne

camdan boş boş dışarı bakıyorlarsa stratejik planlamaya yerleştirin.

Son olarak eğer birbirlerine bir şeyler anlatıyorlarsa ve tek tuğla bile yerinden oynamamışsa onları tebrik edin ve üst yönetime yerleştirin

 

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Ali Demirkaya

Balıkesir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrencisiyim

http://alidemirkaya.net