Kuşaklar değiştikçe her kuşağın kendine özgü özellikleri ile çalışma hayatından beklentileri de değişiyor. Bu nedenle iş yerlerinde kuşaklar arası (X,Y,Z) çatışmalar olduğu söyleniyor. Ast-Üst ilişkilerinde oluşan sorunlu algı aslında 3 kuşağın bir arada ortak bir amaç için çalışmasıdır. Şimdi bu üç kuşak (X,Y,Z) arasındaki çatışmaların nedenine şöyle bir bakalım.

X kuşağımız tek başına çalışmak istiyor. Mümkünse ona bir oda verin ve sessizce oradan uzaklaşın. Otoriteden korkmayan kuşağımız kaliteli ve uygun sonuçlar istemektedir. Zaman yönetme konusunda eksik oldukları kadar, yorgundurlar. İşe özel hayatın karıştırılmaması gerektiğini şiddetle savunurlar ve bunu görmek isterler. Onlar için onaylanmak önemlidir.

Y kuşağımız ise, aynı anda birden fazla işle ilgilenebilir. Bunun etkisi takım çalışmasına verdikleri önemden gelmektedir. Birlikten kuvvet alarak işlerin daha kolay yola sokulacağını düşünürler ve birden çok iş ile uğraşmaya bu sayede vakit bulmuş olurlar. Bu nedenle X kuşağıyla sorunlar yaşamaktadırlar.

Y kuşağımız işte eğlenmek ister. Maalesef Y kuşağından biraz korkuyorlar. Çalışmayı bir araç olarak gören bu kuşak yakınlarıyla vakit geçirip, kazandığı parayı harcayabilmek için boş vakit arar. Bu nedenle hafta sonu onun için çok önemli bir ayrıntıdır. X kuşağı ise hafta sonu işe gelmeye razıdır. Herhangi bir çağrılma durumunda X kuşağımız koşulsuz evet derken Y kuşağımız yaptığı planları anlatarak gelemeyeceğini söyleyebilir. Mümkünse boş bırakınız.

Bazen ise iş boyut değiştirerek bu ihtiyarın burada ne işi var moduna bile dönebiliyor. Eşitlikten yana olan Y kuşağı performans değerlendirilmesi konusunda çok hassas. Ayrıca hangi pozisyonda olursa olsun dikkate alınması gerektiğini düşünüyor. Sadece kendisine verilen işleri değil, yorumunu kattığı ve fikrini sunduğu durumlarında faaliyete geçirebilmesi mümkün olan bir ortam istemektedirler. Birşeyi neden niçin yaptığını bilmek onlar için çok önemli. Ama X kuşağı bazen sadece yap, sorma der gibi bir cevapla onları hüzne boğabiliyor.

Bir Y kuşağı olarak işte rahat kıyafetlerle olabilmek en büyük arzum. Ama takımların çekildiği bir yerde bu ne kadar mümkün olur tabi ki bilinmez. Bu da bir çatışma unsuru. Düşünsenize eşofmanlarınızla gidebileceğiniz cafe ortamı olan bir iş yeri. Mümkün mü pek değil ama keşke der gibisiniz. Ayrıca üstünün baskısı altında kalan bir Y kuşağı pek sevimsiz olabiliyor. Hareket alanını mümkünse geniş tutmak isteyen kuşağımız, kendi görüşlerini de uygulayabilmek için bağımsız bir ortamda çalışmak istiyor. Emir vermek yerine neyi, nasıl yapsak diye istişare ile motive ederek yapılabilecek bir işin daha verimli olacağını düşünmekteyim.

Yeni gelen kuşağımız yani Z kuşağı herkesi korkutuyor. İş hayatının gereksiz, stresli olduğunu düşünen kuşağımız mümkün olsa çalışmayacak. Çünkü iş hayatına karşı alerjileri var. İletişim konusunda da sıkıntı yaşanılan bir kuşaktır. Genelde susmayı tercih ediyorlar. Teknolojiye o kadar hakimler ki işe gitmeye gerek görmeden  evden, cafeden işi halledebileceklerini düşünüyorlar. Ama onların sessizliğine ve hızlı teknolojik uyumuna şirketlerin ihtiyacı olacağı düşünülmektedir.

Kuşakların iş yaşamıyla ilgili durumlarından bahsederek, çatışma nedenlerimizi biraz olsun anlatmaya çalıştım. Ne kadar çatışsakta hepimiz ortak bir amaç için aynı yerde olmak zorunda kalabiliyoruz. Hepimizin çağı zamanı farklı. Birbirimizi anlamaya çalışarak sorunları azaltabilir hatta sıfıra indirebiliriz. Hangi kuşakta olursak olalım bir olabilmek dileğiyle…

Print Friendly, PDF & Email
Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
İlknur Hazal Kızılboğa

Kırıkkale Üniversitesi – Endüstri Mühendisliği