Bugünkü yazımda dünyanın en çok kullanılan arama motoru olan Google’ın çalışma prensiplerinden bahsetmek istiyorum. İlk olarak kuruluşu ile ilgili biraz bilgi vererek başlayalım.

Stanford Üniversitesi öğrencileri olan Larry Page ve Sergey Brin tarafından 4 Eylül 1998 tarihinde kuruldu. Ancak Google, 2005 yılından beri doğum gününü 27 Eylül tarihinde kutluyor. 27 Eylül’de kutlamalarının sebebi ise o tarihte Google’ın rekor bir sayıya ulaşması.

Google’ın kuruluşundan itibaren misyonu tam olarak “Dünyadaki bilgiyi organize etmek, bunu evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirmek”tir. Resmi olmayan sloganı ise ”Don’t be evil”dir.

Google’ın çalışma prensiplerine gelecek olursak tam bu noktada çalışanlarına verdikleri değer açıkça ortaya çıkıyor. Bu konuda benim dikkatimi çeken cümle şuydu: Kalbinizle liderlik yapın. Bu sayede başarılı bir iş yerinin ortaya çıkacağını savunuyorlar. Google’ın prensiplerine benzer ilkeyi Wegmans adlı bir şirkette de görebilmek mümkün. Bu şirket, çalışanlarına tam takdir hakkı sağlamakta. Hatta bu konuyu daha da ilerleterek 2013 yılında çalışanlarına burs olarak 5,1 milyon dolar ödül vermiş, bir çalışanını ev yapımı kurabiyeleri iyi olduğu için mağaza içinde kendi pastanesini açmaya teşvik etmiştir.

Google’ın yaklaşımı düğümü çözmektir. Güç ve yetkinin yöneticinin elinden alındığını görebiliriz burada. Google’daki yöneticilerin tek taraflı olarak veremeyecekleri kararları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Kimi işe alacaklarını
  • Kimi işten atacaklarını
  • Bir çalışanın performansının nasıl derecelendirildiği
  • Bir çalışana ne kadar maaş artışı, ikramiye ve hisse verileceği
  • Harika bir yönetim için ödül kazanmak üzere kimin seçileceği
  • Kimin terfi ettirileceği
  • Kod tabanı programında, bir kodun ne zaman yeterli kaliteye eriştiği
  • Bir ürünün nihai tasarımı ve ne zaman piyasaya sürüleceği

Bu kuralları koymalarının altında yatan politika da aslında şudur.

“Yöneticiler ekibe hizmet eder.”

Google’da varsayılan liderlik stili, bir yöneticinin cezaları ve ödülleri üzerine değil, yoldaki engelleri temizleyip kaldırma ve ekibine ilham verme üzerine odaklandığı bir stildir.

Aslında bu durum şirketin kar marjlarıyla alakalı değildir. Önemli olan ekonomik açıdan kötü durumdayken bile insanlara iyi muamele etmektir. Bütün gereken şey, insanların temelde iyi oldukları yolunda bir inanç ve şirketin kendi elemanlarına makine gibi değil de, oranın sahipleri gibi davranmaya yetecek bir cesaret. Makineler işlerini yaparlar; iş sahipleri ise kendi şirketlerini ve ekiplerini başarılı kılmak için ne gerekiyorsa onu.

Aslında Google; özgürlük, yaratıcılık ve oyun atmosferi içerisinde en iyi hangi yoldan eleman bulup, geliştirip sahip çıkacağı hakkında bazı keşifler yapmış durumda. Bu keşiflerden bir sonraki yazılarımda bahsetmeye çalışacağım.

Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi öğrenmek istiyorsanız, Google’ın Sırları adlı kitabı okumanızı öneririm. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz