” Başarı her zaman yenilginin ne demek olduğunu bilmeyenlerindir.”
Coco Chanel

Chanel kendisine Coco lakabının takılmasına vesile olan Etienne Balsan ile 3 yıl boyunca metres hayatı yaşar. Etienne’nin çiftliğinde tüm gün parti ve içki eşliğinde geçen günler ilk başlarda çekici gelse de sonrasında Coco istediği hayatın bu olmadığına karar verir. O dönemlerde Etienne’nin arkadaşı olan Boy Chapel ise Chanel’e inananlardandır. Ondaki iş kadını ruhunu, azmi ve hırsı farketmiştir. Tüm bu inanmışlık ve farkındalıkla daha da yakınlaşan Boy Chapel ile Coco, Etienne’i arkalarında bırakarak birlikte Paris’e giderler.

Boy Chapel, Coco’nun ilk dükkânını açmasını finanse eder. Coco ilk olarak şapkalar tasarlamaya başlar. Ne var ki yaptığı şapkalar basit ve şatafattan uzak olduğu için ilk zamanlar beğenilmez. Boy Chapel ise Coco’ya olan inancını bir kez daha göstererek şapkaları tanıtmak için bir balo düzenler. Balonun baş davetlisi olan Kraliçe Viktorya’nın torunu Prenses Victoria Melita, Coco’nun yaptığı ilk şapka olan ve bir türlü satamadığı küçük kırmızı şapkayı baloda takar. O günden sonra da Coco’nun dükkanı müşterilerle dolup taşmaya başlar.1910 yılına gelindiğinde ise 21 tane şapka dükkanı vardır Coco’nun. Bu gelişmeler sırasında ise aşk hayatı çok da iyi gitmemiştir. Boy Chapel ile birbirlerini çok sevmelerine rağmen evlenememişlerdir. Boy Chapel aristokrat bir İngiliz bayanla evlenir ancak Coco ile de bağlarını koparamaz. Boy Chapel’in araba kazasıyla hayatını kaybettiği gün Coco onu yalnız bırakmaz ve Chapel’in ölümünün ardından ; ‘ Onun ölümü benim için büyük bir şok oldu. Chapel’i kaybettiğim gün aslında her şeyimi kaybettim. Hayatta gelebilecek tüm mutlulukları da kaybettiğimi söylemek zorundayım.’ diye bir açıklama yapmıştır. Bu acı Coco’yu tamamen işine bağlamıştır. Chapel’in ölümünün ardından siyaha yönelmiş ve matem rengi sayılan, cenaze törenlerinde giyilen siyahı, modanın baş tacı rengi yapmıştır. Daha sonra Chanel’in bir marka olarak anılmasını sağlayacak ve uzun yıllar bunu devam ettirecek simge haline dönüşen  Chanel’in ‘Little Black Dress’  dediği  ‘Siyah Mini Elbise’ yi yaratmıştır.

İlk kez pantolon tasarlayan ve giyen kadın olarak tarihe geçmiştir. O dönem korsesiz kıyafet neredeyse yoktu ve bu korse giyme zorunluluğunu da yok ederek kadınlara büyük bir rahatlık sağlamıştır.”Omuz askılı çanta en iyisidir çünkü elleri serbest bırakır.” felsefesiyle günümüzün de vazgeçilmezleri arasında olan zincir saplı kapitone omuz çantasını tasarlamıştır. Parfüm kullanmayan kadının geleceği yoktur diyecek kadar parfüme önem veren Coco Chanel 1922 yılında Chanel No5’i yaratır. Chanel No.5’in yaratıcısı Ernest Beaux Chanel için hazırladığı numuneleri 1’den 5’e ve 20’den 24’e olmak üzere 2 part’a ayırarak kendisine sunar. Hepsini tek tek koklayan Chanel, Beaux’un sunduğu parfümlerden 5. numarayı seçer ve ismi ne olsun sorusuna ”Yeni koleksiyonumu yılın 5. ayının 5.gününde çıkaracağım, parfümü de kendi sayısında bırakın ve 5 benim şansım olacak.” Diye cevap verir. Böylelikle Chanel No. 5 ismini alan parfüm tüm dünyaya yayılmaya başlar. Bir röportaj sırasında, bir gazeteci, Marilyn Monroe’ya uyumak için ne yaparsınız diye sordu, Monroe’nun cevabı ilginçti: “No. 5’in küçük bir damlasını koklamam yeterli”. İstemeden de olsa Marilyn’in bu sözleri, mükemmel bir reklam sloganı olmuştu bile. O zamana kadar No.5’in çok da iyi gittiği söylenemeyen satışları ciddi anlamda bir artış gösterdi.

Aşk hayatı kaldığı yerden aynı hızla devam eder bu süre içerisinde. Chapel’in ölümünden sonra1920’de Rus müzisyen Igor Stravinsky ile tanışır. Kısa süren bu tutkulu aşk sonunda ikili yollarını ayırırlar. Bundan 5 yıl sonra Westminster Düküyle tanışır ve yeni bir ilişkiye başlarlar. Ona neden Westminster Dükü’yle evlenmediği hakkında sorulan soruya ise şöyle cevap verir: “Bugüne kadar birkaç tane Westminster Düşesi olmuştur ancak dünyada yalnızca bir tane Chanel vardır.” 1932 yılında ise iç mimar Paul Iribe ile evlenmeye karar verdi. Iribe, planlanan düğünlerinden kısa bir süre önce ölünce, basın Chanel’e ”La Grande Mademoiselle” ismini verdi. 1939 yılında İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Chanel, butiklerinin hepsini kapatır ve tasarımlarını evinde dikerek hayatını sürdürür.1954 yılında ise modaya geri dönmüştür. Sadık İngiliz ve Amerikan müşterileri sayesinde eski ününe kavuşmuş ve kaldığı yerden aynı hızla tasarımlarına devam etmiştir. 1955 Şubatında, Chanel takım elbiseyi, Chanel deri çantayı ve erkekler için tasarladığı ilk parfüm olan “Pour Monsieur” u piyasaya sunar. Chanel markasının başarısı The Time dergisinin gözünden kaçmamış olacak ki Chanel, “20’nci Yüzyılın En Etkili 100 kişisi” arasına girmiştir.  Chanel ve onun bahar koleksiyonu 1957 Dallas Moda ödüllerinde, Moda Oskarı’nın sahibi olur. Onun ince zevki, sadece kıyafetlerde kalmaz. Coco Chanel’in Paris 31 Rue Cambon’daki çalışmalarını sürdürdüğü muhteşem dairesine baktığınızda onun sofistike tarzı, eşyaların detaylardaki bohem şıklığı, arabesk etkilerle yoğrulmuş batılı bir zevkin nefes kesen yorumunu görebilirsiniz. Mobilyalardaki incelik ve karmaşanın yanında, fark edilen sofistike rahatlık ve birbiriyle uyumlu olmamasına rağmen birbirini tamamlayan detaylar onun muhteşem iç dünyasını gözler önüne serer.

Moda dünyasına kazandırdığı çizgili denizci kazakları, yüksek belli bol paçalı pantolonlar, inci kolyeler, babet rugan ayakkabılar, siyah mini elbise, iki renkli elbiseler ve ayakkabılar, küçük cepli tweed ceketler, Chanel No:5 parfümü, üç parçalı döpiyesler kadın giyimini kökünden değiştiren bir devrim niteliğindedir. 1971’de yılının 10 ocağında hayata gözlerini yuman Coco Chanel geride mücadale dolu bir hayat ve hiçbir zaman kaybolmayacak bir stil bırakır. Gerek hayattayken gerek öldükten sonra hayatı müzikallere ve filmlere konu olan Chanel’in yaşamı ölümünün 38. Yılında vizyona giren “Coco Chanel & Igor Stravinsky” ve “Coco Before Chanel” filmleriyle tekrar hayat bulur.

Tüm bu yazılanları ele aldığımızda, ‘mücadele’ nin vücut bulmuş hali diyebiliriz Chanel için. Tüm zorluklara göğüs germeyi bilmiş ve başarıyı elde etmiş büyüleyici ve örnek alınası  bir kadın o. Şimdi bir düşünelim : Yaptığı şapkalar beğenilmediği zaman vazgeçip hiç bu işlere kalkışmasaydı veya aşk ve aile hayatında yaşadığı tüm olumsuzluklar birbiri ardına geldiğinde kader deyip bir kenara çekilseydi de biz hala marka olan ve bunca yıl sonra bile adından büyük övgülerle söz ettiren bu ilklerin kadınını böyle anlatabilecek miydik ? Hiç sanmıyorum. Örnek alınası derken işte bahsettiğim şey buydu sevgili okur. Vazgeçmeyin, en ufak bir zorlukta arkanızda dönüp gitmek yerine direnin, en azından deneyin ve son olarak kader diye bir şey vardır evet ama onu siz yaratırsınız,unutmayın..

Son olarak küçük bir anektod daha :

Coco Chanel sadece dünya kadınlarını değil, Türk askerlerini de giydirdi. 1930’lu yıllarda Atatürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üniformalarını Coco Chanel’e tasarlattı. Vizyonunun ne kadar geniş olduğu tartışılmaz olan Komutan’ın isteği üzerine Türk ordusu 1980’lere dek ünlü modacının imzasını taşıyan üniformalar giydi.

Sağlıcakla kalın..

  Chanel No:5’in İstanbul’da çekilmiş reklam filmi :