En Büyük Öğretmenlerimiz HATALARIMIZ

Hepinize merhaba. Bugün siteye ilk yazımı yazmış olmanın verdiği heyecan ile bu satırlara başlıyorum. Kendi kendime ne yazsam diye düşünürken dedim ki bu benim ilk yazım ise ona uygun bir şey yazayım ve en büyük eğitmenlerimizi, başarılarımızın arkasındaki o görünmez sihirli etmenleri size bir de kendi penceremden anlatayım istedim. Yani hatalarımızı.

 

Evet yanlış duymadınız hepimizin en büyük eğitmeni hatalarıdır. Bizi eğiten insanlar bize hep neyi nasıl yapmamız gerektiğini söyler ancak hatalarımız öyle değildir. Onlar bizlere neyi nasıl yapmamamız gerektiğini anlatırlar. En basitinden bir örnek ile devam edelim.

 

Biri size gelip de “Bardağı kulpundan tutarsan hem elin yanmaz hem de düşürmezsin” gibi bir tavsiye verebilir ki bu mantıklı bir tavsiyedir ve size doğru yolu öğretir. Ama siz onu dinlemek zorunda değilsiniz. Siz giderseniz ve bardağı içinden tutmaya çalışırsanız hem eliniz yanar hem de bardak kırılır ve böylelikle nasıl yapmamanız gerektiğini anlarsınız ve bir daha o yöntemi denemezsiniz bile. İşte hatalarımız bize böyle öğretirler. Dolaylı yoldan. Bize daima açık kapı bırakırlar ve yeni olasılıklar sunarlar. Ama ilk örnekte öyle değildi. Siz kulp kısmından tuttunuz hem eliniz yanmadı hem de bardağa bir şey olmadı. Böylelikle doğru yolu bulduğunuz ve bir daha başka hiçbir şey denemediniz. Ömrünüz boyunca oradan tuttunuz. Şimdi siz diyeceksiniz ki bunun başarıdaki rolü nedir? Yine basit bir örnek ile açıklayayım. Hadi bundan birkaç yıl öncesine gidelim.

Çok da tatlı bir bebek. Ancak ayakta duruyor. Demek ki yürümeyi yeni öğrenmiş. Hem de hata yaparak. Buraya gelene kadar geçtiği evrelere bir bakalım ve geçmişe gidelim. Mesela ben 20 yıl öncesine gideyim kendim için. Belirli bir süre yatıyorduk hepimiz. Hiç birimiz doğar doğmaz koşmayı öğrenmedi. Sonrasında hafif oturma çalışmalarımız başladı ama oturmayı öğrenene kadar hep yuvarlandık. Hata yaptık. Ve nasıl oturamayacağımızı öğrendik. Yuvarlanarak oturamayız. Ardından olayı çözdük ve oturmaya başladık ama otur otur nereye kadar. İçimizden bir ses bizi dürttü ve “Oturmaya mı geldik?” diye sordu. Bu sefer yürümeye çalıştık ama ayağa kalkamadık düştük. Hata yaptık. Düşerek ayakta duramayacağımızı öğrendik. Dedik bari biz de emekleyelim. Önce elleri ileri atıp vücudu çektik sonrasında el-ayak kombinasyonu başladı artık nasıl emeklememiz gerektiğini biliyorduk. Ama bize yetmiyordu. Bize daha fazlası lazımdı biz koşmalıydık. Sonra ayağa kalktık ileri doğru kendimizi attık. Hata yaptık. Kendimizi atarak yürüyemeyeceğimizi öğrendik. Dedik bari ayakta duralım. Bir denedik bir hücum kendimizi ayağa kaldırdık. Bir öne bir arkaya bir öne bir arkaya sallandık sallandık ve düştük. Hata yaptık. Sallanarak ayakta duramayacağımızı anladık. Dedik bari biz de sallanmayalım ve en sonunda başarmıştık ayakta duruyorduk. Kalan tek şey adım atmaktı. Önce hızlı ama kısa süreli koşuşturmalar ile başladı yolculuğumuz. Koşuya bir başlıyorduk birkaç saniye sonra düşüyorduk. Hata yaptık. Hem ayakta durup hem de nasıl ilerlenir bilmiyorduk. Öğrendik ve ardından bu koşuşturmalar yerini yürümeye bıraktı ki bu benim için bayağı sancılı bir süreç olmuş, annemin ve babamın anlatmasına göre 2 yaşımda daha ancak emeklemeyi sökmüşüm. Dönemim teyzeleri, bu durumun boyumun uzun olmasını sağlayacağını düşünmüş ve haklılarmış da gerçekten. Neyse ben de geç de olsa sizler gibi nasıl yürümem gerektiğini öğrendim ve yine sizler gibi öğrendim bunu. Hata yaparak. Düşerek öğrendik ve başardık. Biz hata yaparak yürümeyi başardık ama gelin bakın insanlar hata ile neleri başarmış.

Bill Gates

Kendisini muhtemelen tanımayan yoktur. Ama Traf-O-Data 8008 nedir, desem bilen kaç kişi çıkabilir ki? Bilenlere zaten lafım yok ama bilmeyenler için söyleyeyim. O cihaz Bill Gates abimizin ilk girişimi olmuş. Trafik kasetlerinden veri çekmeye yarayan bir sistemmiş. Ancak hata yapmışlar ve sistemi bir türlü çalıştıramamışlar yani haliyle satamamışlar da. Peki pes mi etmişler?. Tabii ki de hayır. Şu anda Microsoft dünyanın en büyük bilgisayar şirketlerinden biri ve bu başarıyı Traf-O-Data ‘ ya borçlularmış.

Oprah Winfrey

Oprah Amerika’nın en büyük show programlarından olan “The Oprah Winfrey Show” isimli programın sunucusu. Ve bayağı varlıklı da birisi. Oprah televizyondaki başarısını film sektörüne de taşımaya karar vermiş ve “Beloved” filminde oynamış. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi o da hata yapmış. Film daha ilk andan başarısız olmuş. Bu başarısızlık üzerine Oprah “Bu başarısızlık bana yapacağım her şeyi yapmayı ve sonra bütün beklentilerimden kurtulmayı öğretti.” demiş. Birkaç yıl kayıt ve televizyon sektöründe devam ettikten sonra Winfrey 2013 senesinde “The Butler” isimli bir yapıtta rol almış ve bu film prestijli ödüller kazanmış ve bir çoğuna da layık görülmüş. Winfrey hepimize BAŞARISIZLIKLARIMIZI BÜYÜK SORUNLARA DÖNÜŞTÜRMEYİP KENDİMİZİ SUÇLAMAMAMIZ GEREKTİĞİNİ gösterdi.

Stephen King

İstisnasız en sevdiğim yazarlardan biri hatta kitaplığımdan ona ait bir köşesi bile var. Bugün korku konusunda karşısına çıktığımızda önümüzü iliklememiz gereken bir üstat olan King kariyerine İngilizce öğretmeni olarak başlamış. Yazarlığaysa hikâye yazarak. İlk romanı olan Göz için kendisine 2500$ avans teklif edilmiş ve o da kabul etmiş. Ancak sonrasında 30 kez reddedilmiş. Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır diye boşuna dememişler. Eşinin de desteğiyle en sonunda 30 kez reddedilmesine rağmen eserini tamamlamış ve bugün göz 2 kez sinemaya uyarlanan ve 350 milyon üstünde kopya satan bir roman.

Steve Jobs

 

Aklınıza hemen o firma geldi. Apple. Dünyanın en büyük firmalarından biri, peki buraya gelene kadar neler oldu. Apple büyüdükçe şirketin gelişimini sağlayacak bir yöneticiye de ihtiyaç duyuyordu. 1983 yılında Jobs o zamanın Pepsi-Cola CEO’su John Scully ile anlaşmaya çalışırken ona “Ömrünün sonuna kadar şekerli su mu satmak istersin yoksa dünyayı değiştirmek mi?” şeklinde bir soru sorarak onu ikna etmiş ve Apple CEO’su yapmış. Aynı yıl Apple teknolojik olarak gelişmiş ancak Apple Lisa’yı piyasaya sunmuş ve tam bir ticari facia yaşamışlar. Jobs bunun üzerine pes etmemiş ve NeXT firmasını kurmuş. Yıllar içinde azminden bir şey kaybetmeyen Jobs, hayatını bir başarı hikayesi haline getirmiş. Boşuna dememiş zamanında “Ömrümün sonuna gelip de Tanrı’nın karşısına çıktığımda içimde tek bir yetenek kırıntısı bile kalmadı ve bana bahşettiğin her şeyi kullanıp tükettim, diyebilmeyi umuyorum.” diye.

 

Bu 4 hikâye burada kalsın ve bize hataların ve başarısızlıkların ne kadar iyi eğitmenler olduğunu hatırlatsın. Benden bu kadar. Sizlere Steve Jobs tarafından söylenmiş güzel bir sözle veda ediyorum. Hepinize mutlu günler kendinize iyi bakın.

 

BİR YILDA ÇEYREK MİLYAR DOLAR KAYBETMİŞ

TEK İNSAN TANIYORUM

O DA BENİM

BU SİZE OLGUNLUK KAZANDIRAN BİR ŞEY