Ego Savaşları

“Ego kötüdür.”

“Egomdan nefret ediyorum.”

Ego kelimesi  latinceden gelmekte olup “Ben” anlamına gelmektedir.

Şimdi birazda  kelime oyunu yaparak  EGO kelimesi yerine BEN kelimesini kullanarak yukarıda yapılan tanımlarda cümleleri yeniden yazalım.

“Ben kötüdür.”

“Benden nefret ediyorum.”

Bu şekilde söyler miyiz diye düşünüyorum.

Evet hadi bakalım yukarıdaki tanımlara bakarak (Ego’nuzdan) benliğinizden kurtulmaya çalışın.

Ego ile yapacağınız hiçbir savaşı kazanabilir misiniz?

Aslında ego hayatımızda yadsınamayacak kadar yer kaplıyor. İstesek de istemesek de o duygulara sahibiz. Duygular? Evet çoğul kullandım. Çünkü ego 3′ e ayrılır.

  • İd (alt bilinç) : İd, zevk temelli bir istekler ve aşırı ısrarcı temel enerjinin çıkış noktasıdır. Temel ve en ilkel benliktir. Ana kaynağı cinsellik, açlık gibi ihtiyaçların en bencilce doyurulmasıdır.

 

  • Ego (benlik): “id”in bu isteklerini gerçeklikle karşılayan kısımdır. Çeşitli savunma mekanizmaları ile “id”i dengeler. İd ve süperego arasındaki dengeleyici unsurdur. Temel görevi kişisel güvenlik sağlamak ve “id”in bazı isteklerine izin vermektir.

 

  • Süper ego (üst benlik): Baba figürünün ve kültürel adetlerin içselleştirilmiş bir sembolüdür. “İd”in ihtiyaç ve talepleriyle çatışma halindedir. “İd”ye karşı saldırgandır. Tabuları ayakta tutar. Oidipus kompleksininçözümü için baba figürünün içselleştirilmesidir.

 

Bunlar kişilik dengemizi sağlarlar. Biri olmadan diğeri düşünülemez.

“Ego şahlanmış bir at üzerindeki şövalye gibidir. İd ile süper egonun isteklerini uzlaştırmaya çalışan hakemdir.”

Freud

Bir terazi düşünelim;

Bir kefeye id yi diğer tarafına  süper ego yu koyalım.

Sizce bu terazi dengede mi olur?

Evet dengede olur. Ve bu da sizin karakterinizin en sağlam yanını ortaya çıkarır. Diğer kefelere de sırayla koyduğumuzda işte o zaman Ego Savaşları başlar.

Aslında ego savaşlarını gizli düşüncelerimiz başlatır. Bunu da engellemek bizim görevimiz. Bu düşüncelerin altında bir çok neden yatıyor olabilir. Ama en büyük neden çocuklukta yaşadıklarımızdır. Kişiliğimiz  0-10 yaş arasında en yoğun biçimde şekillenir. Bu da demek oluyor ki ne yaşadıysak ve ne yaşamaya devam ediyorsak o zamanları anılarının kırıntılarıyla besleniyoruzdur.

Küçükken yaşadığınız bir olay ve bu olay karşısında hissettikleriniz yüzünden vardığınız “masumca” sonuç, EGO için bir karar niteliği taşır. O andan itibaren de EGO, hayatınızı o karara uygun bir şekilde yaşamaya başlar.

 

 

Ama karar almak bizim elimizde. Aslında Ego bizi “Acıdan uzaklaştırır. Hazza ulaştırır.”

EGO olmazsa ne olur?

İstediğimizi yapamazdık.Hareket edemezdik.Kısacası eyleme geçemezdik. Fakat çok fazla EGO olduğunda da eyleme geçemiyoruz. Çünkü hep bir kendini büyük görme hep en mükemmelini isteme arzusunda olup yapamamayı kendimize yedirememe durumu söz konusu oluyor. Bu da yapabileceklerimizi kısıtlıyor ve hareketsiz bırakıyor.

Bunu bence en güzel Zig Ziglar’ ın şu sözü açıklıyor:

“Başlamak için mükemmel olmanıza gerek yok, ancak mükemmel olmak için başlamanız gerekir.”

O zaman ne yapıyoruz. Hadi hep beraber yüzümüzdeki çamurdan, kilden arınıp içimizdeki cevheri çıkarmaya başlıyoruz.

Saygılar….

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz