3 kıtanın hakimi olan, Çin’ e boyun eğdiren, elinde hiçbir imkan olmadan Kurtuluş Savaşı’ nı atlatmış bir millet olan Türk milletini asla küçük görmeyin. Türkler’ e asla bir şey yapamaz gözüyle bakmayın. Yeter ki Türk milleti istesin ve inansın. Bu yazımda sizlere Türkiye’ nin ilk yerli otomobili olan Devrim Otomobili’ nin filmi olan Devrim Arabaları filmini bir mühendis gözüyle anlatmaya çalışacağım.

2008 yılında yayınlanmış olan Devrim Arabaları filmi Türkiye’ nin ilk yerli otomobilinin ne zorluklarla ne mücadelelerle yaşandığını anlatan bir Türk filmidir. Devrim Arabalarının yapımında çalışan Necip karakterinin günümüzde ki Devrim’ i ziyarete gider ve otomobili nasıl yaptığını gözlerinin önüne getirir.

16 Haziran 1961 yılında o zamanki devlet başkanı Cemal Gürsel bir konuşmasında yerli otomobilimizi yaparız sözünü söyler ve 29 Ekim tarihine yetiştirilmesini emreder.  O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri “Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma” olarak algılarlar. Etrafında bulunan herkes böyle bir projenin yapılamayacağından yani yerli otomobili üretemeyeceğinden bahseder. Filmin baş rolündeki Deniz karakteri aslında Yüksek Mühendis Emin BOZOĞLU yapılan toplantıda gelen emre göz gezdirir ve “Yaparız” sözüyle proje başlar. Burada ki Deniz karakterinin yaparız sözü gerçekten çok önemli.

Her şeyden önce bir mühendis  başlatacağı bir projeye inanması gerekmektedir. Etrafındakilerin ne dediği önemsiz çünkü o kendi inanmıştı. Bizlere verilen en iyi mesaj inanın vazgeçmeyin. Filmi izlerken bunun ne demek olduğunu gayet iyi anlayacaksınız. Deniz’in bu sözüyle proje ve ekip toplanmaya başlar. Projeye gelene kadar hiçbir kimsenin projenin ne olduğundan haberi yoktur. Ekibi toplar ve bir konuşma yapar. Projeyi söylediği zaman yani ülkenin ilk yerli otomobilini üreteceğiz dediğinde ekip bile nasıl yapacağız gibi sorularla karşılaşmıştı. İlk başta kimse inanmıyordu yani hatta ekip bile. Ama dediği gibi bu bir inanç meselesi ve Türk Malı olacaktı.

Size kimse inanmıyor olabilir, alay ediyor olabilir hatta önünüze engeller koyuyor olabilir. Ancak bugüne kadar inandığım ve asla bu inancımdan vazgeçmediğim bir şey var “Yeter ki siz isteyin başka kimseyi önemsemeyin. W.Churchill bu konu hakkında şöyle bir söz söylemekte: “Köpekler size havladığı zaman onlara taş atmak için durduğunuzda kaybeden siz olursunuz”.

Öncelikle projedeki mühendislerden birinin arabası sökülüyor ve parçaların nasıl olduğundan, nasıl montaj edildiği hakkında bilgi toplanıyor. Bunun nedeni ise bilgi. Her şeyden önce bilgi gerekiyor. Bu parçaların neler olduğu ve nerelerde olduğu hakkında. Yanlış anlamayın bu projedeki mühendislerin %90’ ı yüksek mühendis. Mühendislik konusunda gerçekten iyiler ancak daha önce otomobil yapımında çalışmamışlar. Hepsi TCDD ‘de görevliydiler ve trenden başka bir şey üreten yoktu. Parçalar hakkında çizimler, teknik hesaplamalar yapılıyor. İlk defa olacağından dolayı ve en önemlisi zaman kısıtlığı gibi önemli bir unsurun var olması durumundan parçaların mukavemetlerinin çok iyi olması gerekmekte. Ayrıca test etmek içinde yeterli vakit yok.

Bir lideri tanımlarken ekibinin yanında olacak yaşanan zorlukları onlara olumsuz gibi göstermemeye çalışacak ve ne olursa olsun kişisel bir mesele bile olsa onu çözmek için çaba gösterecek. Filmdeki Deniz karakteri işte gerçekten bu liderliği çok iyi yönetmekte. Örnek verecek olursak ekibi iş başındayken radyodan bir haber gelir. Siyasi açıdan ve ülke açısından önemli bir haber. Radyoyu kapatır ve şunları söyler “İçimizde bu habere üzülenler sevinenler hatta tartışmak isteyenler olabilir. Ama bizim yapabileceğimiz en iyi şey başladığımız bu işi layığıyla bitirebilmektir”.

Bu sözüyle bir liderin hedefinden asla vazgeçmemesi gerektiğini ve ekibinin dış olaylardan en az etkilenmesini sağlar. Ne olursa olsun bir lider ekibinin yanında olduğunu hissettirmeli. Kendisinin inandığı bir şeyi ekibinden de inanmasını ve onun yanında olmalarını sağlamalıdır. Hatta bütün ekip bu benim işim değil bizim işimiz diye benimsemelidir.

Bir Türk olarak söylüyorum bunu yaptığınız ne iş olursa olsun söz konusu vatansa teferruattır. Bu ülke için bu millet için bunları yaptığınızı sakın unutmayın.  Bir mühendis olarak ettiğimiz yada edeceğimiz mühendislik yemininde

Bana verilen mühendislik unvanına daima layık olmaya, onun bana sağladığı yetki ve yüklediği sorumluluğu bilerek, hangi şartlar altında olursa olsun onları ancak iyiye kullanmaya, yurduma ve insanlığa yararlı olmaya, kendimi ve mesleğimi maddi ve manevi alanlarda yükseltmeye çalışacağıma namusum üzerime yemin ederim”  bu vatan için ne varsa elimizden ne geliyorsa yapalım. Bu filmde de bunun önemi bir kez daha görmüş olacaksınız.

 

Proje sürecini çok iyi tamamlarlar. Arabaları trenle götüreceklerinden dolayı talimat gereği benzini az koyarlar. Arabaları meclisin önüne getirirler Cemal Gürsel arabaya biner ve ilerlerler. Ancak durum beklenen gibi olmamıştır. Arabanın benzini az koymaları hasebiyle araba biraz gittikten sonra durur. Araba yapılır ancak benzin koymayı unuttukları için çalışmaz. Diğer arabayla giderler ama Devrim durdu diye gazetelerde yayımlanır. Belki o benzini unutmamış olsalardı bugün her şey farklı olabilirdi.

Devrim Arabası
Devrim

Her ne fikir ya da her ne proje olursa olsun asla küçük görmeyin veya kötülemeyin. Devrim arabasının kendi sitesine http://www.devrimarabasi.com/ sitesinden ulaşabilirsiniz.

Her türlü görüş ve önerileriniz için ademirkaya@industryolog.com adresine mail atabilirsiniz.

 
Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Ali Demirkaya

Balıkesir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrencisiyim

http://alidemirkaya.net