Da Vinci Metodu

Merhaba sevgili okur;

Bugün benim için senelerdir kabus olan bir konuya değinmek istiyorum. İngilizce ve İngilizceye ilgi duymaya çalışmak.Kabus deme nedenim ilkokul yıllarından şimdiki üniversite hayatım dahil İngilizce öğreniminin zorla dayattırılmış olmasıydı. Bu durum o dile karşı olan tüm ilgimi yok etti. Ama İngilizce dışındaki dillere karşı bir ilgim vardı. Çünkü onları öğrenmem için herhangi bir zorlama söz konusu değildi. Ortaokul yıllarında(2006-2008) izlediğim filmler, şarklılar  sonucunda aldığım zevk ve hiçbir baskının olmaması Korece diline az da olsa aşina olmama neden olmuştu.

Şimdi gelelim asıl sorunumuz İngilizce ve öğrenme tekniklerine. Evet İngilizce öğrenirken çoğumuzun da başına gelebilme ihtimali olan bazı sıkıntılar çektim. Bunların başında öğrenme baskısı ve sürgün edilen öğretmenlere denk gelmiş olmamdı. Bir şeyi öğrenmek istiyorsak kendi heyecanımızın yanında öğreticinin de o işi yapmaktan haz duyması gerektiğini düşünüyorum.

Peki Neden Mecburuz?

Üniversite bittikten sonra ve özellikle mühendislik gibi bir bölümden mezun oluyorsan İngilizce biliyor olmak zorundayız. İş başvurusu yaparken karşına direk İngilizce seviyen girdiğin sınavlardan başarı puanın soruluyor. Daha sonrasında yazılı ve sözlü mülakatlar tabi ki de. Yani güzel bir firmada yada yurt dışı tatillerin de yani hayallerimizi yaşamak için atacağımız adımlarda ki ilk engelin bu olması büyük bir kayıp olur.Neden öğrenmekte zorluk çekiyorum diye kendime sorduğumda, içinde bulunduğum sistemde bir yanlış olduğunu fark ettim. Bunu değiştirmem gerekiyordu ve belli araştırmalar yapmaya başladım. Bu araştırmalar sonucunda keşfettiğimde ve faydasını gördüğüm bir metoda değinmek istiyorum.

 

Da Vinci Metodu

Da Vinci Metodu beynin her açıdan harekete geçmesini sağlıyor. Öğreneceğimiz konu veya kelimeyi önce zihnimizde canlandırıp onu bir cisim, bir renk veya bir hikaye ile bağdaştırmamız gerekiyor. Yani öncelikle öğrenmek istediğimiz konu ve onun bizim zihnimizdeki karşılığının ne olduğu üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Bunun sonucunda öğrenmek istediğimiz şeyin kalıcılığı daha fazla sağlanmış oluyor. Sonrasında o bağdaştırdığımız o olay örgüsü ile anlam bulan kelimeyi ara sıra tekrarlamalıyız. Daha sonrasında zaten beyin gördüğü bir cisimde vb. bir durumda kendiliğinden o öğrenmek istediğiniz konuyu size hatırlatacaktır. Metoda adını veren Da Vinci de öncelikle bilgileri zihninde canlandırmakta ve buluşlarını önce zihninde denemekteydi.Birçok bilim uzmanı bu konu üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda en etkili öğrenme tekniği olduğu kanısına varmışlardır.Pek çok okul derslerinde ve dil öğreniminde kullanılmaya başlanmıştır. Bu metodun nasıl yapıldığını aşağıdaki videoda daha net bir şekilde görmüş olacaksınız.

Aslında bu metodu kullanan birçok kişi ve farklı farklı birçok metot ismi bulunmaktadır. Hafıza Sarayı, Fotoğrafik Hafıza, Sherlock’un canlandırma tekniği gibi isimlerle de karşılaşabilirsiniz. Bu metodu kullanarak birçok dil öğrenmiş pek çok kişi bulunmaktadır. Bunlardan biri ile aşağıdaki video sayesinde tanışabilirsiniz.Kendisi en zor dillerden birini 1 hafta içinde öğrenmeye çalışıyor. Daha öncesinde de bu metotla öğrendiği pek çok dil bulunmaktadır.

Bizler çevresel şartlardan dolayı belki bir hafta gibi bir süre zarfında bir dile ait her şeyi öğrenemeyebiliriz.Bu bizim motivasyonumuzu bozmamalı .Deneyi yapan kişi öğrendiği dil ile her an iç içe. Böyle bir imkanımız olmayabilir ama öğrenme aşamasında özellikle kalıcı hafızaya aktarma kısmında faydası olan bir teknik. Bu tekniği kullanıp öğrenmek istediğiniz şeyi hikayeleştirdikten sonra tekrar etmeyi unutmamak gerekiyor ki gerçekten de bir faydası olsun.Umarım sizlerinde uygulayıp faydasını gördüğü bir metot olur. Bu veya daha farklı bir metot kullanıyorsanız bize iletebilir yorumunuzu bırakabilirsiniz. Bilgiyle kalın ve unutmayın ki her şeyi başarabilirsiniz…

 

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz