Merhaba arkadaşlar bu yazımda fark yaratan kadınların başında gelen Canan Dağdeviren ‘den bahsedeceğim. Kendisini 2015’te Türkiye İhracatçılar Meclisinin düzenlemiş olduğu İnovasyon Haftasındaki bir panel sayesinde tanımıştım. Vay be demiştim! bu kadar başarılı bir insan ve tanımıyorum, yaptıklarını o an öğrenmek beni utandırmıştı. Onunla ilgili bir haberi okuduğumda evet benim de birşeyler karalamam gerekiyor diye düşündüm. Dilerim bilgi ve keyif dolu bir yazı olur.

Canan Dağdeviren 4 Mayıs 1985, İstanbul doğumludur. İlk ve orta eğitimini Kocaeli’nde yaptı. 2007’de Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği programını o yıl ki tek burslu öğrenci olarak kazandı. 2009 da yüksek lisans eğitimini tamamladı. Lisans ve Yüksek Lisans sürecinde konferanslara katılmayı, farklı açılardan olaylara bakmayı, keşfetmeyi felsefe olarak edinmişti bile. Ne istediğini ne üzerine çalışacağını biliyordu ve bunun üzerine alanında iyi kişileri araştırarak Prof. John A. Rogers’ı keşfetti. Hatta özellikle katılmaya çalıştığı konferansların birinde yüz yüze tanışma fırsatı bile buldu.

2009 yılında yüksek lisansını tamamlar tamamlamaz Prof. John A. Rogers’ın bulunduğu üniversiteden Fulbright bursu kazanarak UIUC’da Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümünde doktora eğitimine başladı. Çocukluğundan beri üzerinde çalışmak istediği alet için artık tüm süreçleri geride bırakmıştı ve asıl süreç yeni başlıyordu 🙂 Bu süreçte esnek ve katlanabilir, deri üstüne yapıştırılabilir veya giyilebilir elektronik aletler üzerine çalışmalar yaptı. Medikal teknoloji alanında çalışarak pilsiz çalışan giyilebilir bir kalp çipi (PZT MEH) ve cilt kanserini teşhis eden bir cihaz geliştirdi.

Bu cihaz, Dağdeviren’in tasarlayıp tamamladığı çalışmada kalbin, akciğerin ve diyaframın hareketinden elektrik enerjisi elde eden ve bu enerjiyi depolayan, esnek ve çok ince bir piezoelektrik entegre malzemeden oluşmaktadır. İnsan vücuduyla uyumlu plastik bir yüzeye tutturulan bu malzemenin kalınlığı bir saç telinin yüzde biri kadar ve kâğıt gibi katlanıp bükülebilme özelliklerine sahiptir. 5 yılın süren çalışmalar ile hayvanlar üzerindeki denemelerden de olumlu sonuçlar alarak daha sağlam adımlar ile ilerlemeye devam etti.

Konuşmasında özellikle bahsettiği birşey vardı “Hayal Edin, Hayal Etmekten Korkmayın”. Kendisi bu yola hayal ederek başladı, risk alması gereken yerde risk aldı, hayallerini, isteklerini en önemlisi sevdiği şeyleri yapmaktan vazgeçmedi onlar için uğraş verdi. Bir diğer değindiği ise çevresinde onu etkiyen olaylardan ilham aldığıydı. Dedesinin 28 yaşında kalp yetmezliğinden öldüğünü öğrendiğinde daha çok küçüktü ama bir hayali vardı bir şeyler yapacaktı ve yaptı da Giyilebilir Kalp Pilini icat ederek birçok hastaya umut ışığı oldu. Yine teyzesinin meme kanserinden hayatını kaybetmesi üzerine ona bir söz verdi bunun üzerine çalışacak elinden geleni yapacaktır.

En büyük üzüntülerinden birisi bu çalışmalarına Türkiye de başlayamamak ve zamanında desteği daha çok yurt dışından görmüş olmaktır. Bu çalışmaları, bu başarıların kendi ülkemizde yapılabileceği bir eğitim ve bilim sistemini hep istediğini belirtmiştir. Bu alanda elinden geldiği kadar Türkiye de konferanslara çalışmalara katılıp, desteğe ihtiyacı olan ne yapmak istediğini bilen öğrencilere fırsatlar sunmaya çalışmaktadır.

Başarıları;

Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine (Junior Fellow of Harvard) seçilen ilk Türktür. Forbes’in 30 Yaş Altı Bilim İnsanı listesinde de yer aldı.

Türkiye’den Harvard Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen ilk isim olmuş ve Massachusetts Institute of Technology (MIT) tarafından hazırlanan 35 Yaş Altı Mucitler Listesi’ne girmeyi başardı.

Academy of Achievement Bilim ve Teknoloji Delegesi

Genç Bilim İnsanları Bilim ve Bilim Hayatı Ödülü, Translasyonal Tıp Kategorisi Kazanan

Named as a Gifted Citizen by Ciudad de las Ideas of Puebla, Mexico

Aspen Enstitüsünün Spotlight Sağlık Akademisyeni

Türk Tıp Öğrencileri Derneği (TürkMİSC) tarafından ‘En İyi Genç Bilim İnsanı’ seçildi.
Bugünlerde adından bilim dünyasında çokça söz ettirecek bir çalışma ile anılmakta. ALS hastası Stephen Hawking ile görüşmesinde onun için geliştirdiği cihazı tanıttığı ile ilgili haberler mevcut. Attığı adımlarda daha çok başarı sağlayacağı ile insanlığa faydalı icatlar ile adını daha çok duymayı dilerim.

Ayrıca bir röportajındaki bazı kesitlere yer vermek isterim;

“Benim için en büyük destek, yalnız ve güzel ülkemin güzel insanlarından gelen tebrik mesajları, dualar. Bilimin birleştirici gücünü tecrübe etmek motive edici. Bilim farkındalığı arttı, bu harika birşey. Kendi öğrencilik yıllarımda göremediğim desteği şimdi ihtiyacı olan öğrencilere vermeye çalışıyorum. Bir nevi geçmişe dönüyorum. Umman olan bilimin, yaptığım ve yapacağım çalışmalarla bir damlası olabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Hiç tanımadığım insanlara yardımcı olabilecek olmanın huzuru içerisindeyim.”

“Genç arkadaşlara en başta pes etmemelerini öneriyorum, tutku/aşk ile hayal ettikleri/yapmak istedikleri şeye sarılmalarını istiyorum. Soru sormalarını, hayal kurmalarını, plan yapmalarını, literatürü taramalarını, mümkün olduğunca kendilerinden farklı insanlarla iletişim içinde olmalarını tavsiye ederim. Farklı insanlardan en çok bilgiyi öğrenir, olaylara farklı açılardan bakabilme kabiliyeti kazanırız. Kendimizi bizden daha iyi tanıyacak biri yok, o nedenle kendilerine de soru sorup hayattan ne istediklerini sorgulamalarını isterim. Arada sırada kendimizle baş başa kalmalıyız. Aldıkları cevaba göre şartlar el verdiği kadar alanlarında iyi hocalarla temasa geçmeleri iyi bir strateji olur. Eğer sevdiğiniz işi yaparsanız, başarısız olma ihtimaliniz çok düşük. Ve asla kendilerini başkalarıyla kıyaslamamalarını öneririm. Model alabilirsiniz, şevk duyabilirsiniz ama ileri gidip karşılaştırma yaparsanız mutlu olamazsınız ki farklı olan iki insanı karşılaştırmak bence mantıklı değil. Risk almakta önemli. Hayat başkalarının fikirlerini takip etmek için çok kısa, risk alsınlar ve istedikleri şeyi yapsınlar.”

Ne güzel söylemiş diyorum, inşallah attığımız hiç bir adımdan pişman olmayacak; geriye bakıp keşke demeyeceğimiz güzellikler ve başarılar ile karşılaşırız. Böyle insanları daha çok tanımalı daha çok bilmeli verdikleri emeğe sahip çıkacak bireyler olmamız dileğiyle…

 

Kaynak;

http://canandagdeviren.com/Default.aspx

http://www.iosb.org.tr/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=371&Itemid=20

 

 

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Menekşe Savaş

1994 Tokat doğumluyum. Öğrenim hayatımı İstanbul da ilköğretim ve lise olarak tamamladıktan sonra üniversiteyi Isparta da kazandım. Süleyman Demirel Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 4. sınıf öğrenci olarak devam etmekteyim