Cam Tavan Sendromu

 

ABD’de 1970 yıllarında ortaya çıkan, İş Dünyasında görünmez engellerden bahseden, genel olarak kadınlar için kullanılan yapay engeller ‘Cam Tavan Sendromu‘ olarak tanımlanmıştır. Peki bu sendrom genel olarak nasıl ortaya çıkıyor ? İçerikleri nelerdir ? Bu konuda biraz daha derine inelim.

 

‘Yapamazsın‘ kelimesinin insanların amaçlarına ulaşmasında en büyük engel olarak görüldüğü apaçık ortada. Nasıl “yapılabilir”den çok nasıl “yapılamaz”ı anlatanların, onların sesinin daha çok çıkmasının bir sonucudur.Caddelerde, sokaklarda, aile içi sohbetlerde, arkadaş ortamlarında, ofislerde, televizyonlarda yapmak değil de yapamamak kelimesini daha fazla duyar olduk.

Küçük bir çocuk uzaya çıkmak istiyorum dediğinde genellikle ilk tepki şöyle olur ; ‘Nasıl çıkacaksın be sen çıkamazsın oraya çok zordur o işler’, ya da ‘sen hele bir büyü sonra bakarsın şimdi düşünme onları’ . Bakın işte hayallerine ilk sopayı yedi bile. Halbuki o çocuğu karşımıza alıp dinlesek, konuştursak, engel olmadan ilerlemesine yardımcı olsak belki uzaya çıkmaz ama o yolda bir şeyleri başararak hayallerinin sınırı olmadığının farkına varır. Aslında hayallerini gerçekleştiremediğinde üzülmesin diye söylenmiş bir söz belki de o çocuğun hayallerini sınırlamasına sebep olacak. İşte Cam Tavan Sendromu da tam bu noktada başlıyor. ‘HAYALLERE SINIR KOYMAK‘.

Cam Tavan Sendromu, genel olarak kadınların iş hayatında yükselememesinin görünmez nedenleri olarak kabul edilse de aslında cam tavan sendromu kişinin kendinden veya çevresel faktörler nedeniyle başkaları tarafından öğrenilen veya öğretilen çaresizlik sonucunu da doğurur. Hepimizin bir cam tavanı var. Cam tavanımız, yükseklere tırmanmaya çalışırken karşılaştığımız engeller, acı tecrübeler ve başarısızlıklardan öğrendiğimiz, bize neyi yapamayacağımızı gösteren tavan limitlerimizdir. Bu tavan limitlerini öğrenirken ne kadar acı çekmişsek, o limitlere o kadar sadık kalırız. Hayatta gelebileceğinizi sandığınız en yüksek yer sizin cam tavanınızdır. Sizin iç üst limitinizdir.
 
Konumuza geçmiş yıllarda yapılan bir deneyle devam edelim:

“Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşer. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplar, tekrar başlarını cama vururlar.Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çeker. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı “hayat dersi”ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar.

Bu noktada pireler için tek engel artık kendileridir. Artık cesaret duygusu, yapabilme düşüncesi yerini tamamen ümitsizliğe ve imkansızlık duygusuna bırakmıştır.

Genellikle kadınlar açısından bakıldığı için biraz daha o noktada yoğunlaşalım. Cam Tavan Sendromu kadınlarda neden ortaya çıkar ?

  •  Kadınların çalışma yaşamında kısa sayılacak bir süredir yönetici durumunda bulunmaları, işgücüne aralıklı olarak katılmaları,geleneksel olarak kadınların çalıştıkları belli alanların bulunması.
  • Toplumsallaşma sürecinde kadınların yönetimsel rollerde değil de daha çok uzmanlaşma gerektiren alanlarda çalışmaları.(Doktorluk, öğretmenlik vs.)
  • Hiyerarşik otoritede yukarıdan aşağıya doğru bakıldığında ‘erkek odaklı’ kültürlerin kadınların yönetici pozisyonunda bulunmasını güçleştirmesi.
  • Evli ve çocuklu olmanın getirdiği sorumluluklara daha büyük bir sorumluluk ekleme korkusu.

gibi daha da çoğaltılabilecek sebepler cam tavan sendromunun kadınlar için olan kısmında daha da olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Konuyu sayısal verilerle daha da destekleyecek olursak ;

ABD’de yapılan bir çalışmada 1000 büyük işletme yöneticisinden %16,9 ‘unun, yönetim kurulunda yer alanların ise %6,2 ‘sinin kadın olduğu tespit edilmiştir. En büyük Amerikan işletmelerinde üst düzey pozisyonlarda bulunan kadın oranının da %3′ten az olduğu belirtilmiştir.
Türkiye’de ise bankacılık ve sigortacılık sektöründeki 64 işletme üzerinde yapılan bir çalışmada,çalışanların %4’ünün, orta düzey yöneticilerin %26’sının, üst düzey yönetimde bulunanların ise sadece %3’ünün kadın olduğu saptanmıştır. Üst düzeydeki temsile bakıldığında, oran % 2,7′ dir.
 
Tabi bunlara bakacak olursak durum bayağı kötü. Peki bir de “CAM TAVAN”  ı kırmış kadın yöneticilere bakalım ;
 

Gülsüm AZERİ – OMV Türkiye- Petrol Ofisi CEO’ su

Kariyer yolculuğu Şişecam’ la olgunlaştı. Şişe bölümü hariç kimyasallar, cam eşya ve düz cam bölümlerinde grup başkanlığı yaptı. Üç ayrı CEO’ luğu temsil etti. 15 fabrikanın kuruluşunda rol aldı, yabancılarla ortaklıklarda misyon üstlendi. OMV Türkiye Petrol Ofisi’ nin başına geçtikten sonra şirket, 2013’ te 25 milyar TL satış geliri elde etti. OMV’ nin Türkiye stratejisinin gözden geçirilip, geliştirilmesi Azeri’ye emanet.  

Pınar ABAY – ING Bank Bölge Genel Müdürü 

 Abay, göreve gelmesinden itibaren oyunun kurallarını değiştiren bir dönem başlattı. Agresif büyümeye odaklandı. Küçük ve orta ölçekli firmalara hizmet vermek amacıyla yayılmak istiyor. Yönetici olarak en büyük özelliği, genç ve iddialı olması. En çok çalışılmak istenen banka olmak için iddiasını sürdürüyor.

Meral EREDENK – Avivasa Emeklilik ve Hayat CEO’su

Bireysel emeklilik alanında ilklerle öne çıkıyor.Her yıl yeni bir şey öğrenmeyi kendine hedef olarak koyan Eredenk’in hobileri arasında kayak, yelken, amatör pilotluk, sörf, tüplü dalış, yoga, Tai-Chi yer alıyor. Motosiklet kullanıyor. Klasik Otomobil Rallisi’nde başarı ödülleri bulunuyor. 1999 Yunanistan Klasik Acropolis Rallisi’nde üçüncülük, 2003 ve 2005’te Batı Anadolu Klasik Otomobil Rallisi’nde Bayanlar Kategorisi birincilik kupalarını aldı. Halen fotoğraf ve video çekimleriyle seyahatlerini belgeselleştirdiği bir kitap ve web sitesi üzerinde çalışıyor.  

Görüldüğü üzere tıpkı erkekler gibi kadınlar da üst kademelerde görev alabiliyor, üretebiliyor, yenilikçi düşüncelerini kabul ettirebiliyor. Ama bu yazıda değinmek istediğim asıl nokta şu ki ;

“Hayallerimizin de yapabileceklerimizin de sınırı zihnimizde oluşturduğumuz kadardır.”

İnanmak ve başarmak sadece bizim elimizde ve buna kimsenin engel olmasına izin vermeyelim.

 

‘İNSAN İNANDIĞINA DENKTİR’.

Esen kalın…

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz