Her şeyin mümkün olabileceği  uzak bir yere adım attığınızı hayal edin.Garip yaratıklarla dolu alemler ,kendi gerçekliğimizin değiştirilmiş versiyonları ve hatta bizim kopyalarımız…

     Uzay çağı olarak adlandırılan şu yıllarda bilimdeki gelişmeler hız kesmeden  devam ediyor. Robotların hayatımıza girmesiyle bu tarz gelişmelere alıştık aslında . Biraz yakın gelecekten uzaklaşalım ve arkamıza yaslanıp geçmişte bir gezintiye çıkalım.Başlangıçta insanlar hastalıklara yol açan etkenlerin doğaüstü bir güç olduğuna inanıyorlardı ve hastalıklardan korunmak için din adamlarına başvururlardı.Daha sonra otopsi  kavramı , çiçek aşısının bulunması, İbni Sina derken tıbbın temelleri atıldı.Sonrasında bu gelişmeler devam ederek ilk organ nakline kadar ulaştı.Beyin dışında tüm organların nakli gerçekleşti.

    Teknoloji ile tıbbın kesiştiği noktaya gelecek olursak ‘’Tıpta Altın Çağ’’ dönemi olarak adlandırılan bu noktada cerrahi robotlar parlamaya başladı.Peki bu nasıl mümkün oldu? ,Nasıl kendimizi bir robot cerraha  emanet edebiliriz? Robotik cerrahi aslında 2000 yılından sonra büyük bir parlama yaşadı.İnsan artık kendiyle uğraşmaya ve daha ne yapsam uzun yaşayabilirim sorularının cevabını aramaya başladı. Bu nedenle tıpta robotik cerrahi süreci başladı. Da Vinci’nin robotları olarak adlandırılan bu robotlar sayesinde organ nakilleri,ameliyatlar,çeşitli cerrahi operasyonlardan başarılı sonuçlar alındı.Peki bu Dr. Robotlar bizim için neler yapmışlar? Hadi biraz bakalım.

robot surgeon ile ilgili görsel sonucu

   Sizi buradan alıyorum ve 80’lere götürüyorum. Hikayemize buradan devam edelim .1980 yılında NASA’ya (ABD uzay ve havacılık dairesi) bağlı AMES (Ames Research Center) ve SRI (Stanford Araştırma Enstitüsü) mühendislerinin robotik cerrahi ile ilgilenmeye başlamaları ile start alıyor.1987 yılında ise denekler ve kadavralar üzerinde kullanılıyor.Bu yönde ilerleyen mühendislerin çabalarına kayıtsız kalamamış olacak  ki Amerikan ilaç ve gıda kuruluşu(FDA) 13 yıl sonra yani 2000 yılında robotların artık cerrahide kullanılabileceğine dair izin belgesini resmen yayımlıyor.İlk vizeyi alan robot ise ‘Vinci’. 2000 yılından sonra zaten bildiğiniz üzere bu teknoloji ile bir bütün olan bu robotlar önemli başarılara imza attı.Türkiye’de ise ‘’Da Vinci’’ cerrahlar 21 hastanede ameliyat yapmakta.Kontrol artık robotlara geçti ve çok değil birkaç yıl sonra ‘’Dr.Vinci Dr.Vinci’’ lütfen ameliyathaneye sesini duymaya alışacağız gibi görünüyor.

da vinci robot making su ile ilgili görsel sonucu

Nereden nereye geldik değil mi? İnsanlar hastalıkların tedavisinde din adamlarından yardım isterken şimdi ise bir ameliyathane ve o ameliyathanede bir robot,  kendimizi onun 540 derece dönebilen kollarına bıraktık.Esaretin Bedeli filmini izlediyseniz  Brooks  hapisten çıktığında gördüğü manzara karşısında şu cümleyi söylemişti.  ‘’ Küçükken bir otomobil görmüştüm ama artık onlar her yerdeler, dünya gerçekten çok aceleyle hareket ediyor.’’ İşte robotlar da artık her yerde.

İnsan, “Ne ise o olmayı” reddeden tek mahluktur der Albert Camus.Gelmek istediğim nokta ise insanın insan olma vasfını sorguladığımız noktadayız. Beraber tıbbın biraz tarihine baktık ve robotik cerrahi yöntemlerine kadar geldik bu olayın korkunç boyutuna gelecek olursak ,  İnsanın şuan ortalama  ömrünün  nereye gittiğini bilmiyoruz , Hükmettiği güç artık kendini tehtit etmeye başladı.Hedefini vurmak için ateşlediği silah  bumerang misali kendini vurmak üzere.Şu sıralar popüler olan 3D yazıcıya değinmek istiyorum. Sürece bakıldığında 3D Printer teknolojisi ile öncelikle eşyalar basıldı, telefon kabı, gözlük, ayakkabı, elbise, mimari modeller…hatta ve hatta robotik cerrahisinde kullanılan robotlar ve  şimdi sağlık sektöründe yapay organ basımı denemeleri, eksik kemik parçalarını tamamlama ve kişiye özel protez  yapımı gibi araştırmalar ile geleceğin umut ışığı olma yolunda hızla ilerliyor.Bu durum tıpta  biofabrikasyon olarak adlandırılyor. Yani üç boyutlu yazıcıda kök hücre çoğaltılmaya başlandı. Bakın  bu durumu 67  yaşındaki Japon asıllı Amerikalı  kuramsal fizikçi Michio Kaku şu ifadelerle  açıklıyor :   Tıpta devrim olacak.  Nanoteknoloji kanserde kemoterapinin yerini alacak. Hedefe yönelen akıllı ilaçlar kanserli hücreleri  yok edecek. DNA çipleri, kanseri yıllar öncesinden tespit edebilecek. Laboratuarda 3D yazıcı ile  üretilen organlar insanlara nakledilecek.Robotlar her türlü tıbbi işi üstlenecek ve  bizler ‘’ Doğal Yollarla Ölen Son İnsanlar olacağız’’  diyor.Biraz kulağa ürkütücü geliyor değil mi? Avustralya’da Prince of Wales hastanesinde ilk 3D yazıcıdan basılan omurga bir hastaya başarılı bir şekilde nakledildi.İnsan ömrünü uzatan 3D teknolojisi ile birlikte bu güç gün geçtikçe artıyor ve maksimum 10 yıl içinde tüm organlar 3D yazıcı ile basılıp nakledilecek.Bu bilimsel patlama organ nakli bekleyen hastalar için umut da aslında.Ama gittikçe robotlaşıyoruz insanın insan olma vaziyetini sorgulatan bu teknoloji bakalım bize daha neler gösterecek.

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
  • Muhammed Taha Arslan

    Geçmişten günümüze tıpın gelişiminin yanı sıra teknolojinin gelişiminin tıpta da büyük etkenlere yol açtığını hatta bir çok şeyin insan gücüyle değil de artık robot yani teknoloji gücüyle daha da gelişerek büyüdüğünü ve geliştiğini bunların yanı sıra 3D yazıcılar ileriki dönemlerde neredeyse hemen hemen her hastanede kullanılarak insanların organlarını yapacağını anlatan güzel bir yazı olmuş. Ancak teknolojiye bağlılığımız yüzünden ileride her şeyi robotların yapacağını düşünürsek insanların hayatlarını kolaylaştırmalarının yanı sıra tembelleşmeye doğru da yol aldığını söyleyebiliriz.

  • Dünya geneline baktığımızda bağımlılık yaratan her madde gibi, teknoloji bağımlılığı da boy gösteriyor. Ancak teknolojiye bu denli bağlılık, üretilen robotların ne kadar insan hayatına yardımcı olduğu gözlemlense de ya da insanlara öyle sunulsada, gerçekte insan hayatına son verecek, insanlığı bitirecekmiş gibi gözüküyor. Kişisel tercihimi olabildiğince ilkel yaşam şartlarının fırsatlarını yakalayıp ya da yaratıp, ilkel yaşamaktan yana kullanıyorum 🙂 Gayet ayrıntılı ve güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık.

    • Cansel Koç

      Bu güzel yorumlarınız için hepinize çok teşekkür ederim 🙂