Üretim Planlama ve Kontrol Eğitimlerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu yazımızda Kapasite Planlama konusunu ele alıp gerekli tanımları verdikten sonra ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım. Keyifli okumalar.

Öncelikle kapasitenin tanımıyla başlayalım. Kapasite; var olan ürün özellikleri, işgücü, ürün karması ve donanım ile elde edilen en yüksek çıktı miktarı olarak tanımlanabilir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi kapasite; vardiya sayısı, süreçlerin tipi, makine hızı, iş gücü miktarı ve iş yapma performansı ve programlama gibi birçok etmenden etkilenmektedir.  Ayrıca kapasiteye Kuramsal yani Teorik Kapasite ve Fiili Kapasite olarak bakabiliriz. Burada Kuramsal Kapasite derken ilgili birimin üretebileceği en yüksek üretim miktarından bahsediyoruz aslında. Yani fabrikanızda makine ve işçi düzeyi değişimi ve fazla mesai gibi durumlarda bu kapasitede değişim söz konusudur. Fiili Kapasite ise ilgilenilen bölümün hazırlık süreleri ve önleyici, planlı bakım süreleri de dikkate alınarak üretebileceği en yüksek üretim miktarıdır. Fiili kapasitemizi arttırmak istiyorsak da hazırlık sürelerimizi azaltıp, süreçlerimizi iyileştirmemiz gerekmektedir.

Kavramları daha net anlamak adına şöyle düşünelim. Küçük bir atölye, günde 1 vardiya, haftada 6 gün çalışmakta ve her vardiyada 600 adetlik üretim yapıyor olsun. Bu verilenlere göre kuramsal kapasitemiz 600*6*1=3600 adet/hafta olur. Eğer ki üretken zamanın %5 i önleyici ve hazırlık için ayrılırsa fiili kapasitemiz de 3600*(1-%5)=3420 adet/hafta olur. Fakat haftalık çıktı miktarımızın değişik nedenlerden dolayı 3000 adet olduğunu varsayarsak, Atölyemizin Etkinliğini bulabilmek için Çıktı Miktarımızı Fiili kapasiteye oranlarız. Atölyenin Verimi için ise Çıktı Miktarımızı Kuramsal Kapasiteye oranlarız. Bu oranlar doğrultusunda genelde verimlilik daha düşük olacaktır.

 

Peki bu kapasiteye nasıl ölçüyoruz? İki yolla bu ölçümü gerçekleştirebiliriz. Girdi Miktarı ve Çıktı Miktarı. Hizmet sistemlerinde girdi miktarı dikkate alınırken Üretim sistemlerinde çıktı miktarı dikkate alınmaktadır. Çıktı miktarına göre baktığımızda bir kağıt üreticisi Ton kağıt/hafta olarak bakılabilir. Girdi miktarına göre bakacak olursak bir basketbol kulübü için pota sayısı olarak bakılabilir.

Gelelim kapasite planlama sürecimize.

Yukarıdaki hiyerarşide de görüldüğü gibi en üstte yer alan Kaynak Planlama uzun dönemli yatırım planıdır. Gerekli fon ve tesis tedariği ancak uzun dönemde gerçekleşebilecek durumlardır. Planlama yapılırken kritik kaynakların öngörülen dönem için ihtiyaç duyulan adetleri belirlenir.

Kaba Kapasite Planlama ise Toplu Üretim Planının çalışıp çalışmadığını kontrol eder. Kaynak profili kullanılarak iş öncelikleri dikkate alınmaz. Ayrıntısız genel bir planlama şeklindedir. Buna karşılık Kapasite Gereksinim Planlaması İş rotalarını kullanır ve ayrıntılıdır. İş önceliklerine de dikkat edilerek oluşturulur.

Kapasite Planlama neden önemli diye düşünecek olursak günümüz rekabet ortamında kapasite planlaması olmadan firmaların nefes alabilmesi çok zor olacaktır. Çünkü firma eldeki kaynakları etkin kullanmadığında, gerekli malzemesini bulundurmadığında yani tedariğini düzgün sağlayamadığında, üretim yapamayacağı gibi yeterli kapasitesi olmadan da üretim aksayacaktır. Üretimin aksaması demek firma için büyük tehdit demektir. Bu nedenlerden dolayı Kapasite Planlama oldukça önemlidir.

Böylece Kapasite Planlamanın firmalar için ne kadar önemli olduğunu gördük. Umarım sizlerde beğenirsiniz ve verim alırsınız. Eğitimlerimize de kaldığımız yerden devam edeceğiz.