Tedarik zincirinin geçmişine bir yolculuk yapacağız. Tedarik zinciri yönetimi kavramını neler tetikledi, nasıl ortaya çıktı gibi soruların cevabını birlikte bulmaya çalışacağız. Kemerlerinizi bağlayın geçmişe gidiyoruz. Şimdiden keyifli okumalar.

Tedarik Zincirinin Tarihsel Yolculuğu

Tedarik zincirinin gelişmesinde en önemli etken müşteri kavramıdır. Rekabet artıkça kurumlar üretim odağından müşteri odağına kaymaya başladı. Odak noktası değiştikçe yönetim zorlaştı. Zorlaşan yönetimde kaybolmak istemeyen kurumlar yeni metotlar geliştir. Bu metotlar tedarik zinciri yönetimi altında toplandı ve gelişimine katkı verdi.

Tedarik zincirinin ve özellikle lojistik kavramının ortaya çıkışlarında ki en önemli nokta sanayileşme olarak gösterebiliriz. Sanayileşmeden önce üretim miktarları ve rekabet azdı. Üretilen ürünler genelde üretildiği yerde tüketiliyordu. Sanayileşmeden sonra üretim miktarları ciddi anlamda artış gösterdi. Ardından rekabet başladı ve yeni pazarlar arayışına girildi. Yeni pazarlar sayesinde üretilen ürünler sadece üretim yerine yakın yerlerde değil herhangi bir yerde tüketilmeye başlandı. Tedarik ve dağıtım kanalları bu gelişmeler ışında önem kazanmaya başladı.

Ardından gelişen teknoloji sayesinde ürünlerin dağıtımı kolaylaşmaya başladı. Uçak, gemi, otomotiv teknolojileri daha hızlı ve daha kapsamlı ürün taşıma olanağı sunmasıyla pazarlar genişledi. Günümüzde Çin’de üretilen bir çakmak İstanbul Beylikdüzü’nde rahatça satabiliyor.

İnternet teknolojisi, artan eğitim oranı gibi sebeplerden dolayı karşımızda ki tüketici kitlesi artık daha bilinçli. Rekabet eskiden kalite, fiyat gibi etkenler üzerinden dönüyordu. Kaliteli veya ucuz bir malınız varsa rekabette rahatça boy göstere biliyordunuz. Ancak firmalar arası rekabet günümüzde yerini tedarik zinciri rekabetine bıraktı. Artık komple takım olarak rekabet ediyorsunuz. Takımdan kastım sadece kendi kurumunuz değil. Tedarikçileriniz, lojistik hizmeti aldığınız firmalar gibi size dışarıdan hizmet veren kurumlarda artık sizin takımınızın bir parçası. Zaten tedarikçi denetimleri çok fazla günümüzde. Bazı kurumların bünyesinde sadece tedarikçileri denetleyen birimler var. Takım olarak rekabet ediyorsunuz ve her geçen gün rekabet fırtınası güç kazanıyor. Ayakta kalmak için tek başınıza yeterli değilsiniz artık. Takımınızın her bireyi güçlü olmalıdır.

1900’lü yılların başında odak noktası üretimdi. 1950’li yıllarda odak noktası satışa, 60’lı yıllarda ise pazarlamaya kaymıştı. Bu yıllardan sonra odak noktasının tam ortasına müşteri konmaya başlandı. Üretiminize müşterileriniz yön vermeye başladı. Bu yıllar için bir önemli nokta ise gelişen hizmet sektörü. Hizmet sektörü üretim sektörüne nazaran daha fazla müşteri odaklı çalışmaya başladı. Bu tutum tüketici de gelişen bilince doğrudan katkı sağladı. Gelişmeleri takip eden veya edebilen üretim sektöründe ki kurumlarda ya ayak uydurdu ya da tarihin tozlu sayfalarına karıştılar.

Tedarik Zinciri Eğitimleri 1 – Tedarik Zincirine Giriş

MRP (Material Requirement Planning – Malzeme İhtiyaç Planması -) 1960’lı yıllarda ortaya atıldı. İşletmeler talepleri ve müşteri isteklerini tahmin etmeye çalışarak ham madde ve gerekli malzemeleri planlamaya başladılar. Ancak daha sonradan gördüler ki sadece malzeme tedariği tek başına çözüm sağlamıyordu. Malzemeleri tam olsa bile kapasiteleri yetersiz kalıyordu. 1970’li yıllarda kurumlar bunu Kapalı MRP Döngüsü yöntemleri ile aşmaya çalıştılar. Bir süre de bu konuda başarıla da olsalar hala eksik kalmış noktalar mevcuttu. 1980’li yıllarda MRP 2 (Manufacturing Resource Planning – Üretim Kaynak Planlaması -) kavramı ortaya çıktı. Talep planlaması, kapasite planlaması gibi çözümlerin yanına insan kaynağı çözümleri eklendi. Daha sonra MRP’yi rahatça kullanıma sunan ERP yazılım çözümleri bilgisayar teknolojisine parelel olarak gelişti. Günümüzde o kadar etkin halde ki ERP çözümleri tek tuşla dünyanın neresinde olursanız olun rapor alıp, işlem yapabiliyorsunuz. Bunların tedarik zinciri ile ne alakası var dediğinizi duyar gibiyiz. Bu anlattığımız paragraf tedarik zinciri tanımının her geçen gün gelişmesine katkı sağlayan noktaları içeriyor. MRP 1 ile talep ve sipariş yöntemleri ile satın alma fonksiyonları gelişti. Kapalı Döngü MRP ile üretim fonksiyonları gelişti. MRP 2 ile kurumlar tek bir çarkın dişlileri haline geldi. Yeni yeni departmanlar yeni yeni iş birimleri ortaya çıktı. Bütün bu iş birimleri tedarik zinciri yönetimi altında meydana geldi. İlk yazımda (ilk yazıma mavi linkten ulaşabilirsiniz) bahsettiğim gibi tedarik zincirin temel amacı; doğru ürünü doğru yerde doğru zamanda doğru müşteriye verebilmekti. Yani artık her şey müşteri odaklı hale geldi. Bu da MRP metotlarına sebep oldu. MRP metotlarının gelişimi ile de tedarik zinciri yönetimi adlı bir konu zorunlu hale geldi.

MRP ile büyüyen işletmeler artık sadece tek bir kurum halinde değildiler. Farklı coğrafyalar da depolara, tedarikçilere, üretim tesislerine sahiptiler. İlk üründen son ürüne giden ağ artık daha da karışık hale gelmişti. İşte tam bu noktada tedarik zinciri yönetimi diye bir kavrama ihtiyaç duyuldu. Ağ ne kadar karmaşık olursa olsun doğru metotlarla tedarik zincirinizi yönetmek kolay hale gelmişti.

Buraya kadar kısaca toplayacak olursak. Günümüzde globalleşen dünyanın ve teknolojinin her gün gelişiminin etkisiyle rekabet daha da zorlu hale gelmiştir. Rekabet yeni metotlara ihtiyaca sebep olmuş ve karşılığında yeni metotlar geliştirilmiştir. Bu gelişmelerle birlikte rekabetin zorluğu kurumları tek başlarına savaşmak yerine grup halinde savaşmaya itmiştir. Yeni anlayışın adı kesinlikle tedarik zincirinde rekabettir. Bu rekabetin yanı sıra bir de bilinçlenen tüketicinin yenilikçi, kaliteli ve daha hızlı ulaşabileceği ürün ve/veya hizmet isteği tedarik zinciri yönetimi diye bir kavramı zorunlu kılmıştır.

Tedarik zinciri kavramı tarihte hiç bir zaman tek başına yer almadı. Tedarik zinciri kavramı ile tedarik zinciri yönetimi kavramı bizce aynı kavramlar. Tedarik zinciri zaten başlı başına bir yönetim tarzıdır. Bu yüzden tedarik zincirine tedarik zinciri yönetimi de diyebiliriz.

Tedarik zinciri yönetimi, 1990’lı yıllarda kurum ve lojistik alanlarında çok popüler bir hale gelmiştir. Tedarik zinciri içerisinde ki görüşler kurumları etkileyen bir olgu halini almıştır. Satın alma, pazarlama, satış, üretim, sevkiyat gibi faaliyetler bağımsız çalışmak yerine tek bir merkez üzerinde çalışmaya başladı. Buna en büyük etken tedarik zinciri yönetimi oldu. Tedarik zinciri sayesinde kurum içerisinde ki birimler ekip ruhuyla hareket etmeye başladı. Bu durum sadece kurum içinde sınırlı kalmadı. Dışarıdan hizmet aldığınız kurumlarda artık takımınızın bir üyesi oldu.

Tarihleri şu şekilde özetleyelim isterseniz:

Sanayileşme ile tedarik zinciri yönetiminin temeli atıldı.

Kurumların odakları müşteri olmaya başladığında tedarik zinciri yönetiminin önemi artı.

MRP ile tedarik zinciri yönetimi karmaşıklaşan yönetime cevap olarak daha da fazla gelişti.

Gelişen teknoloji ile (1990’lı yıllar) tedarik zinciri yönetimi kaçınılmaz bir hale geldi.

Günümüzde kurumların üzerinde en çok düşündüğü konuların başında yer almayı başardı.

Her yazımın sonunda tedarik zinciri eğitimi için daha önce yazdığım yazıların linklerini sizlerle paylaşacağım:

Tedarik Zinciri Eğitimleri 1 – Tedarik Zincirine Giriş

Tedarik Zinciri Eğitimleri 1 – Tedarik Zincirine Giriş