SAKIN OKUMAYIN DEĞİŞEBİLİRSİNİZ!

 

 

Başlıktan da anlayacağınız üzere değişmek her zaman kötü, istenilmeyen bir durum olarak algılanıyor. Oysa değişim, yaşamın bir gereğidir. Ben de bugün sizlerle değişimden ve yeniliğin getirdiği artılardan bahsedeceğim. Değişim sürekli ve kaçınılmazdır, o zaman bu sürece gösterdiğimiz direnç neden? İlk önce bunu anlamalıyız ki engelleri kaldırıp direnci kırabilelim.SAKIN OKUMAYIN DEĞİŞEBİLİRSİNİZ!

 

Çoğu zaman değişime direnç gösteren insanların, böyle davranmalarının arkasında bazı nedenler olduğu bilinir. Bunlar dar görüşlülük, neyle karşılaşacağını bilememe korkusu, başarısızlık endişesi, alışkanlıklar ve bazen de yeni şeyleri öğrenme zorluğu olabilir. Bizi bekleyen bilinmezlik, bizi strese sokabilir ve şuanki konumumuzu korumak isteyebiliriz.

Fakat bu korkuların bize yararından çok zararı dokunacaktır. İş hayatında da sosyal hayatta da değişime eşlik edenler her zaman bir adım önde olmuştur. İş hayatında bu gibi durumlarda yöneticilere çok iş düşüyor. Direnç gösteren insanlara empati ile yaklaşılmalı ve ön yargılarının giderilmesi  gerekli çünkü en büyük direnç insanların zihnindedir. Eğer bu direnç kırılırsa sonraki engeller kolaylıkla aşılabilir.

Bu gibi ön yargılar aşıldıktan sonra değişimi nasıl takip edeceğiz?

İş hayatında değişim ve yenilikle ilgili bir çok terim vardır. Bunlardan biri de inovasyon. Dengelerin sürekli değiştiği bir rekabet ortamından sıyrılmak için yenilikleri takip etmeli, günceli yakalamalı ve diğer rakiplerden farklılığımızı ortaya koymamız gerekir ya da hazır da bulunan bir ürünü geliştirip daha kullanışlı hale getirmemiz gerekir. İşte bu işlemlerin tümüne inovasyon denir. Yeni fikirler her zaman yeni inovasyon faaliyetlerini doğurur. En basit örneği ketçap şişesinin ters çevrilip, baş aşağı duracak şekilde satılması kullanımını daha kolay hale getirir, bu da bir inovasyondur.

 

Yenilikle ilgili bir diğer terim olan ‘Mavi okyanus’ stratejisine de değinmek istiyorum.

Mavi okyanus stratejisi

Mavi okyanus stratejisi, farklılık ve düşük maliyeti aynı anda gerçekleştirmeyi hedefler. Bu strateji daha önce var olmayan  yeni bir pazar ve sektörü kapsar, sınırları yoktur. Çok fazla fırsat ve yenilikler vardır.

Bu stratejiyi en iyi kullananlardan biri Ford olmuştur. Ford o dönem şartlarına göre sorun çıkaran otomobiller için tek renk (siyah) bir otomobil üretti. Az fonksiyonlarla üretim maliyetini sürekli düşürüyorlardı. Endüstri normu 21 günken Ford 4 günde otomobil üretmeye başladı. Otomobilleri aynı zamanda güvenilir, kullanışlı ve o dönemin ihtiyaçlarını karşılayabilir haldeydi. Böylece Ford’un 1908 de %9 olan pazar payı 1921 de %61 e çıkmıştır.

Örnekte de görüldüğü gibi Ford’un bulunduğu durumu iyi analiz etmesi ve doğru adımlarla değişikliğe gitmesi sayesinde rakiplerini geride bırakmıştır.

Sonuç olarak ben değişimin  hayatımızın bir parçası olduğunu ve içeriden açılan bir kapı olduğunu düşünüyorum. Değişime direnç göstermek yerine uyum sağlamalıyız ve yeniliklerle her zaman daha iyisini yapmaya odaklanmalıyız.

Dünya da görmek istediğin değişimin kendisi sen ol.

Gandhi