“Bir düşü gerçekleştirebilme olasılığı hayatı ilginç kılarmış.” Bana yazılarımı bir okuyucu kitlesine ulaştırma ve insanların hayatlarına küçük de olsa bir şeyler katma imkanı veren Industryolog Akademi ekibine gönülden teşekkür eder ve ilk yazımı sizlere takdim ederim. İyi okumalar.

1990’lı yıllarda işletmeler tüm faaliyetlerini kendi içlerinde gerçekleştirmek istiyorlardı.  Tüm sürecin kendi kontrollerinde olması işletmeler için bir güç ve prestij göstergesiydi. Zamanla personelin gereksiz işlerde kullanımı, gereksiz masraf ve harcamalar, zaman kaybı gibi olumsuzluklardan kurtulmak ve asıl işe odaklanmak için Outsourcing yöntemi kullanılmaya başlandı. Outsourcing bir diğer deyişle dış kaynak kullanımı, işletmelerin, sadece kendi sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işlerin dışındaki; öz veya temel yeteneklerin kullanılmadığı iş­leri, işletme dışından kendi alanında uzmanlaşmış başka işletmelerden almasıdır. İnsan kaynakları, bilgi teknolojileri, müşteri hizmetleri, muhasebe-finans, satış pazarlama gibi birçok alanda da gerçekleştirilen outsourcing, günümüzde en çok lojistik alanında kullanılmaktadır. Firmalar lojistik süreçlerin bir ya da birden fazla aşamasında dış kaynak kullanımı yoluna giderek bu hizmetleri farklı firmalardan satın almaktadırlar. Böylelikle sadece kendi yetenekleriyle ilgilenen işletmeler gereksiz zaman kaybından kurtulup yeteneklerini geliştirme ve teknolojik gelişmeleri daha yakından takip etme imkanı da bulabilmektedir. Bununla birlikte işletmeler yaptıkları yatırımlarla risklerini artırmaktadır. Outsourcing ile depolama, stok kontrol, dağıtım, elleçleme, gümrükleme gibi faaliyetler için yapılmış veya yapılacak olan yatırımlardan doğan risklerin azaltılması da sağlanmış olur. Bu faaliyetlerin neden olduğu tüm maliyetler bu sayede engellenmiş olacaktır. Peki, outsourcing kullanımında karşımıza sıklıkla çıkan 3 PL kavramı nedir? Şimdi de ona bir göz atalım.

3 PL Nedir?

Günümüzde ürünlerin sadece taşınmasını 1 PL (1. Parti Lojistik) lojistik firmalarından yapıp geri kalan faaliyetleri kendi bünyesinde sağlayan veyahut taşınma faaliyetlerinin yanında depolamayı da gerçekleştirmek amacıyla 2 PL (2.Parti Lojistik) lojistik firmalarıyla anlaşan birçok şirket bulunmaktadır. Ancak işletmenin büyümesi sürdükçe ve farklı pazarlar ile yurtdışına da açılmaya başladıkça lojistik firmaların özelliklerinin ve işletmeye sağlayacağı faaliyetlerin de artması gerekmektedir. Yurtdışına açılma düşüncesinde olan işletmeler,  ürünlerini ihraç ederken bilmesi gereken prosedürlerde uzmanlaşmak yerine bu işleri tamamiyle bu konularda uzman olan bir lojistik firmasına devrederek kendisi asıl yeteneklerine odaklanmayı sürdürebilir. Ayrıca bu tür ihracat yapan firmaların dışında, ithalatçılar, çok uluslu şirketler ve uluslar arası firmalar da lojistik hizmetleri satın alma yoluna giderek varlıklarını sürdürürken karlılıklarını artırma imkanı bulurlar. İşte 3. Parti Lojistik yani 3 PL, temel lojistik faaliyetlerinden bir kaçının (ardışık olarak en az 3 farklı faaliyet, depolama, taşıma, gümrükleme gibi ) konusunda uzman firmalarla anlaşmanın sağlanması ile devredilmesidir. Bu firmalar sözleşme kapsamında istenilen tüm lojistik faaliyetlerinden sorumludur. İşletmeler lojistik faaliyetlerini 3 PL lojistik firmalarına verme kararını verirken, yaklaşık %90 ‘ı “zamanında teslimat” , “envanter doğruluğu” , “taşıma doğruluğu” ve “müşteri şikayetleri” ni performans ölçütü olarak kullanırlar. Bu performans ölçütleri 3 PL lojistik firması seçiminde hayati önem taşımaktadır.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda outsourcing, bir endüstri mühendisinin can simiti olup  (n+1)’inci çözüm olarak işletmelere sunulmalı ve kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.

Facebook Sayfamizdan Bizleri Takip Edebilirsiniz
Ezgi Çayır
Uşak doğumluyum. Ancak lise öğrenimimi Bursa'da tamamladım. Ardından Süleyman Demirel Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdim. Şu anda kendimi geliştirme yolunda olup emin adımlar atmaya çalışan taze mezun bir endüstri mühendisiyim :)