Homo Naledi – 2


Homo Naledi – 2

 

Merhabalar;

Homo Naledi türünün ikinci yazısıyla devam ediyoruz. İlk yazıda  “Yeni keşfedilen insan türü muhtemel atamız olabilir mi?” sorusu ile bir giriş yapmıştık. Şimdi ise “Modern İnsanla Bir Bağlantısı Var Mı?” sorusu ile devam edip yazımı sonlandıracağım. Keyifli okumalar.

Modern İnsanla Bir Bağlantısı Var Mı?

Fosillerin jeolojik yaşı henüz bilinmiyor. 3 milyon yaşında da olabilir, daha yeni de. Eğer sadece birkaç yüz bin yaşındaysa, o zamanlarda Afrika’da dolaşıp basit aletler kullanabilen bir türün varlığı, insansılarla ilgili tüm bilgilerimizi değiştirebilir. Ama bu durumda Homo naledi insanının bizimle bağlantısı olmayan bir tür olduğunu da anlamış oluruz. Fosiller 2 milyon yıldan daha eskiyse modern insanın atası olma ihtimali ortaya çıkar ve insan türüne ait soy ağacının tekrar gözden geçirilmesi gerekir.

 

Fosillerin yaşını vücut özelliklerine bakarak tahmin etmek doğru bir yöntem değil çünkü böyle bir tahmini önceki bilgilerimize dayanarak yapmış oluyoruz. Oysa Homo naledi, önceden bildiğimiz her şeyin yanlış olabileceğini gösterdi. Normal koşullarda, yaşları genelde aynı alanda bulunan nesli tükenmiş hayvan türlerinin kemiklerine bakılarak belirleniyor. Fakat bu mağarada bir baykuş ve birkaç kemirgen fosili haricinde nesli tükenmiş bir hayvanın izine rastlanamadı. Sonuçta Homo naledi insanına ait fosillerin yaşını belirlemeden, soy ağacımızda tam olarak nerede yer alacağını da bilemeyiz. Bir diğer alternatif yöntem de radyokarbon tarihleme. Ama bu yöntemle de yaşı 50 binden fazla olan nesneler ölçülemiyor.

Mağarada hayvan kemiklerine rastlanamamış olmasının sebebi, bu bölümün yüzeyden kolayca ulaşılamayacak kadar uzun ve dönemeçli bir tünelin sonunda gizlenmiş olması ve dar bir yarıktan geçilerek ulaşılabilmesi. Hatta yapısı itibariyle keşif ekibini de bir hayli zorlamıştı. Ulaşması bu kadar zor olunca, kemiklerin sahibi olan 15 bireyin buraya nasıl gelebildikleri de bilinmiyor. Her şeyden önce, böyle dar tünellerden geçebilmek için ateşi kullanıp yürüdükleri yolu aydınlatabiliyor olmaları gerek. Berger ve ekibi, beyninin az gelişmiş olduğu gerçeğinden yola çıkarak, Homo naledinin bu düzeyde olmadığını, dolayısıyla buradaki 15 kişinin öldükten sonra yüksek bir noktadan mağaranın içine atıldığını düşünüyor. Ama mevcut açıklama herkes tarafından kabul görmüş değil. Sonuçta bunun henüz bulunamayan başka bir açıklaması da olabilir.

 

Şu ana dek mağaranın ufak bir bölümü incelenebildi ve hala keşfedilmeyi bekleyen çok şey var. Bulunan kemikler bir metrekarelik bir alandan elde edildi. Araştırma ekibi, geri kalan bölümde binlerce kemiğin çıkartılmayı bekliyor olabileceğini de söylüyor. Ama kazıya devam etmeden önce bazı deneysel yöntemler kullanarak ve 400 bin yıl öncesine ait olduğu bilinen bir insansının genomuyla kıyaslama yaparak kemiklerin yaşlarını belirlemek istiyorlar. Bu işlemler tamamlanmadan Homo naledinin modern insanla bir bağlantısı olup olmadığını bilemeyeceğiz.

İnsansı türlerin soy ağacı da henüz tamamlanabilmiş değil. Onu bir insansı olarak kabul ettiğimiz için, bu yeni türün keşfi insansılara ait sırlara da ışık tutabilir. Örneğin 100 bin yıl civarında bir yaşa sahipse, tıpkı Homo floresiensis gibi, diğer insansılardan yalıtılmış bir ortamda yaşadığı kabul edilecek. Ama 2 milyon yıldan öncesine aitse Homo cinsinin en eski atasını keşfetmiş de olabiliriz. Homo naledinin keşfi tek bir bölgeyle sınırlı olduğundan, bu türün sadece Afrika’ya özgü olup olmadığını da henüz bilemiyoruz. Belki de son derece geniş bir bölgeye yayılarak yaşamış, hatta dünyanın başka yerlerine de taşınmış olabilir.

Konu hakkında şu anda daha fazla bir bilgi vermek mümkün değil. Okuduğunuz için teşekkürler.


Like it? Share with your friends!

1541

You may also like

More From: Endüstri Mühendisliği

DON'T MISS