Bir Starbucks Hikayesi

Merhabalar, bugünkü yazımızda kahve piyasasına bambaşka bir yön veren, hepimizin bildiği Starbucks’ın kurucusu, tarihi değiştiren adam olarak akıllara kazınan Howard Schultz’ın başarı hikayesini gelin hep birlikte inceleyelim.


Howard Schultz, 1953 yılında Brooklyn, New York’ta fakir bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Babası kamyon şoförüyken annesi ev hanımıdır ve daha küçük bir çocukken geçim sıkıntısıyla tanışmış, bu yüzden de erken yaşta çalışmak zorunda kalmıştır. Hatta bazı kaynaklara göre, kanını sattığı söyleniyor. Michnagan Üniversitesi’nde futbol bursu sayesinde burslu okumaya hak kazanmıştır fakat kısa bir süre sonra futbolu bırakarak çalışmak zorunda kalmıştır.1975 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra hiç vakit kaybetmeden iş hayatına atılır ve Xerox adlı şirkette satış temsilciliği yapmaya başlar. Burada satış deneyimi kazandıktan sonra İsveçli mutfak gereçleri satan Hammerplast adlı firmada çalışmaya başlar ve kısa zamanda burada yüksek mevkiye ulaşmayı başarır. Bu şirket Howard Schultz’un Starbucks ile buluşmasını sağlayacaktır. Kısa bir süre içerisinde mutfak gereçlerinden sorumlu müdür olarak çalışacaktır.

Çalıştığı şirkete sürekli aynı tür filtre kahve gereci sipariş eden bir firma, Schultz’ın dikkatini çekmiştir. Bunun üzerine Schultz, bu firmayla tanışmak için Seattle’a gider. Tahmin ettiğimiz üzere bu firma Starbucks’tır. Starbucks, 1971 yılında iki öğretmen ve bir yazar tarafından kahve tohumu satmak üzere kurulmuştur. Schultz, Starbucks’ın bu durumundan çok etkilenmiştir ve firmaya girmek için teklifte bulunmuştur. Fakat beklenen dışında bir olay cereyan etmiş, Starbucks Sahipleri Schlutz’ı reddetmiştir. Schultz bu uğurda kararlı davranarak 1 yıl kadar sahipleri ikna etmek için uğraşmıştır. Sahipler büyümeye olumlu bakmadıkları halde en sonunda Schultz’u kabul etmişler.


Schultz yaratıcı büyüme fikirleriyle çalışmalara koyulur fakat hissedarlar bu konuya hiç olumlu bakmıyorlardır. Schultz, italya’da bir iş seyahati sırasında espresso ile tanışır ve İtalyanların kahve kültüründen bir hayli etkilenir. Amerika’ya bu kahveleri tanıtmayı kafasına koyar. Ancak bir sorun vardır ki; ortaklar yükselişte olan bir şirket için böyle bir girişimin risk barındıracağını söylerler. Hem de böyle bir girişimin başka bir şirkette denenip başarılı olmasına rağmen.

Bunun üzerine Howard Schultz, 1986 yılında ortakların desteğiyle bir İtalyan espresso kahve dükkanı olan Il Giornale kurar. Il Giornale, İtalyan etkilerinin olduğu hatta menünün bile İtalyanca olduğu bir mekandır. Öyle ki Amerikalılar bu durumdan sıkılmış ve menüden de anlamamış olacaklar ki, Schultz bunun sonucunda büyük değişiklikler yapmak zorunda kalmıştır.

 

Bir zaman sonra, Starbucks’ın ortaklar tarafından satışa çıktığını duyan Schultz, hiç tereddüt etmeden markayı satın alır. Il Giornale, bundan sonra Starbucks çatısı altında yola devam edecektir. Starbucks bundan sonra büyümeye adından söz ettirmeye başlayacaktır. Schultz, markayı satın aldığı ilk zamandan beri reklam yerine müşteri tecrübesine önem vermiştir. Starbucks, bugünkü haline reklam olmadan gelmiştir. Howard Schultz, bu büyümenin sırrını tamamen müşteri memnuniyetine bu memnuniyeti ise şirket ortakları olarak adlandırdığı çalışanlarına bağlıyor. Schultz, ‘Bean Stock’ adı verilen bir uygulamayla, tüm çalışanlarına belli miktarda şirket hissesi veriyor.


Starbucks, günümüzde hemen hemen herkes tarafından bilinen ve sevilen vazgeçilmez bir şirket haline geldi. Bu bilinirlikte Howard Scultz’ın azminin, inancının ve cesaretinin payı oldukça büyüktür. Şu an yaklaşık 20.000 şubesi olan Starbucks, bu sayıyı günden güne artırmayı hedefliyor.

Bugünkü yazımda, Starbucks’ın başarı dolu hikayesini incelemiş olduk. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın.